1796480_1384119168523256_787765335_n

TÜRKİYE’DE MÜSLÜMANLARIN YAPACAĞI TEK ŞEY

YENİDEN DÜŞÜNMEK VE BİLGİ ÜRETMEKTİR. BİZİ KURTARACAK ŞEYİN

BİLGİ OLDUĞUNU TÜM KARDEŞLERİMİN KABUL ETMESİNİ İSTİYORUM

Sevgili kardeşlerim, insan denilen varlık dil ile, kelime ve terimlerle üşünür. Buna nutuk mantık ilişkisi denir. Yani nutuk konuşma dil yoksa, kelimenin sözlük ve terim manaları yoksa ve bilinmiyorsa mantık da olmaz. Her ilmin terimleri vardır. Mesela fizik kimya ve astronomi, sarf nahiv ve belagat ilminin de terimleri vardır. Bu terimler bilinmezse o ilim bilinmiyor demektir.

Batı medeniyeti ve dünyası fen bilimlerinin terimlerini bulmuş ve bu bilimleri ortaya koymuştur Ama batı düşüncesi sosyal bilimleri terimlerini tam olarak bulamadığı için bu ilimleri bilimselleştirememiştir. Mesela bir iktisatçı olan Samuelson ne diyor bakınız. Paul A. Samuelson yazıp Nobel ödülü aldığı İktisat adlı kitabında “Terimlerim Zulmü” başlığı altında konumuzla ilgili olarak şunları söylemektedir: Özellikle sosyal ilimlerde “terimlerin zulmü”nden kendimizi korumamız lazımdır. Yaşadığımız dünyada zaten bol miktarda mudil münasebetler mevcuttur, böylece a) aynı kavram için iki ayrı terim kullanmakla, b) birbirinden tamamen farklı iki hadiseyi bir tek terim ile göstermek suretiyle dünyamızı daha karışık bir hale sokmaktan kaçınmalıyız.

Depresyonun meydana gelmesine sebep olan âmilin aşırı tasarruf olduğunu iddia eden Robinson’a, Jones şu şekilde mukabelede bulunabilir: “Yalan söylüyorsun, hakiki sebep eksik istihlaktir.” Bu konuşmaları dinleyen Schwartz da işe karışarak “ikiniz de saçmalıyorsunuz, hakiki sebep eksik yatırımdır.” diyebilir. Bu tartışma böylece devam edip gidebilir, halbuki bir an için tartışmayı bırakıp kullandıkları terimleri tahlil ve mukayese etselerdi, şeklen farklı gözüken bu üç iddianın da aynı olduğunu, farkın terim karışıklığından meydana geldiğini anlarlardı.

Öte yandan bazı terimlere karşı tarafsız olmadığımız için anlaşmazlıklara sebebiyet verebiliriz, mesela hükümetin gelişmeyi hızlandırmak için yaptığı programları bir kimse, “makul bir planlama” şeklinde ifade eder, bu müdahaleye taraftar olmayan diğer bir kimse ise aynı hadiseyi “totaliter bürokratik bir müdahale” şeklinde tavsif edebilir. Hiç kimse birinci ifadeye itiraz edemez, ikincisine ise kimse taraftar olamaz, halbuki iki ifade de aynı kavrama tekabül etmektedir. Böylece ilmi tartışmalarda, imkan ölçüsünde bu türlü hislere dayanan terminolojiyi kullanmaktan kaçınmalıyız.” (Paul A. Samuelson İktisat, İstanbul-1970, s. 10)

Osman Eskicioğlu

Yorum Yazın