03.05 rakamları arasında 3 ve 5’i yan yana getirebilmiş, buradan İzmir Plakası 35 ile ilişki kurmuş ve buradan ilhamla da
3 Mayıs’ı Dünya İzmirliler Günü İlan etmiş!
“Çav Bella” Sol Romantizmi üzerinden Dünyayı okumaya çalışan bir akla yakışını budur!


Türkiye’yi Millilik, Evrenselliğe Açık Yerellik üzerinden okunmasını istemezsen;
İzmir’in 1081’de, Malazgirtten 10 sene sonra Fethedilmiş Müslüman Türk Şehri olduğunun farkına varılmasını istemezsin!
İzmir’in İslam Medeniyetinde 750 senedir Çokinançlı, Çokkültürlü Kültür ve Medeniyet Şehri olarak bilinmesini istemezsin!
İzmir’in Müslüman, Musevi, Sabetayist, Levanten Unsurları bir arada barış ve güven içerisinde 500 seneyi aşkın süredir yaşattığının bilinmesini istemezsin!
İzmir’in: Batum, Selânik, Musul-Kerkük gibi Misak-ı Milli Sınırları içerisinde kalan, ancak sonrasında vazgeçmek zorunda kaldığımız şehirlerden birisi olmadığını,
Kurtuluş Savaşın’da İzmir’in Yunana bırakılmadığını, 9 Eylül ile, İzmir’in Müslüman Türk Kenti olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin, Anadolu’nun asli unsuru bir kent olduğunun bilinmesini istemezsin!
15 Senedir İzmir’in son Binyılı üzerinde duruyoruz!
Emir CAKABEY tarafından 1081’de Fethedilmesinden bu yana İzmir’i tarihsel süreci, gerçekliği üzerinden okumaya çalışıyoruz!
İzmir Kentinin son binyılı ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, Cumhuriyetten Demokrasiye geçişteki etkin rolünü anlatıyoruz!


1990’lı yılların sonuna doğru, Siyaset ve Toplum Mühendisliği ile, büyük Prodüksyonlar ve Sosyal Mobilizasyonlarla İzmir’in Kimyası ile oynanmaya başlanmıştır!
İzmir kendine yabancılaştırılmıştır.
İzmir: Son Kullanma Tarihi geçmiş, güncelliğini yitirmiş Radikal İdeolojiler ile Çoğulcu Demokrasi’den uzaklaştırılmış;
“İdeolojik, Radikal Sit Alanı” yapılmıştır.
Tunç SOYER kısaca değindiğimiz İzmir’in bu Çokkültürlü, Çoğulcu, Çokinançlı yanını eminim bizden daha iyi biliyordur!
Giz-li, Gizemliler İzmir’in özellikle İslam Medeniyeti ile olan tarihsel 750 senelik parlak döneminin bilinmesini istemiyor olabilirler!
İzmir ile ilgili çalışma yapan, ismini vermek istemediğimiz bazı kuruluşlar, İzmir’i eklektik, seçici bir strateji ile, örneğin bazı mekanları restore ediyorlar! Mekanlar Musevi Mabetleri ve Mekanlar!
İzmir ile ilgili yaptığımız önerilerimizi herkes biliyor;
“Mezarlıkbaşı’na pergelin bir ayağını sabitleyelim.
5 km. karelik alanı çembere alalım.


Bu çemberin içerisinde bulunan Müslüman, Musevi, Hıristiyan, Levanten Unsurlara ait ne kadar İşyeri, Han, Konak, Mabet, Mekan varsa hepsini bir Alan Yönetimi Statüsü içerisine alalım ve Restore edelim.
Bu Alanı Dünya Mirası olarak, Açık Medeniyet, Kültür, İnanç Müzesi olarak İnsanlığa kazandıralım.”
diye özellikle son on yıldır kendimizi yırtıyoruz.
İzmir ile ilgili üç Belgeseli ben çektim.
Bir o kadar ve fazlasını arkadaşlarım çekti.
500 saatlik Kamera kaydı ilaveten montaj için bekliyor!
Bir şeye gerçek anlamda sahip çıkılmazsa,
birileri çıkar nostalji yapar, magazin yapar, romantizm yapar, popülizm yapar!
“Çav Bella” marşı ile dans eder, dalgasını geçer ya da kendisini tatmin eder!
Bu işler böyledir!
Orjinaline sahip çıkmazsan;
Yan Sanayi, Merdivenaltı Üretimleri sana ‘Orjinal’ diye satarlar!
Kimbilir; belki de hakkımız olan budur!
Tunç SOYER İzmir’e ne yapsa azdır!
Bir şey daha; Tunç SOYER’in derin dondurucusu erimiş, şuuraltısı kendisi farkında olmadan ideolojik olarak 3 Mayıs Türkçülük Gününe de tepki olarak bu çıkışı yapmış olabilir!

Yorum Yazın