SINIR KOMŞUMUZ SURİYE’NİN ÖNEMİ

Suriye’deki mevcut durum, ülkemiz başta olmak üzere, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barış açısından ciddi tehdit oluşturmayı sürdürmektedir. Geçiş sürecinin Suriye halkının meşru beklentileri doğrultusunda ve kısa zamanda sonuçlandırılamaması, ülke içinde etnik ve mezhepsel temelde ayrışma ve şiddet sarmalının genişleyerek, bölge geneline yayılma riskini de artırmaktadır. Son dönemde, özellikle sınırlarımıza yakın bölgelerde rejim destekli aşırıcı ve terör unsurlarının müdahil oldukları çatışmaların sınır bölgemizdeki yerleşim birimlerimize olumsuz yansımalarının artmakta olduğu gözlenmektedir.

Neden Libya ve Mısırda ki sorun çözülüyor da Suriye’deki sorun çözülmüyor? Bu kadar insan öldürüldü? Bu bölgede adeta insanlar öldürürsün deniliyor.

Eline ölü gelmeyen bir insan anlayamıyor. Bugün hiç kimse komşusunun derdiyle dertlenmiyor.Ne günlere geldik, eskiden bir köylünün derdiyle bütün köylü dertlenirdi.Ama bugün alt katta cenaze çıkıyor üst katta düğün oluyor.Alt katta cenazesi olan, üst kata çıksa biraz sessiz olur musunuz? derse o insana saldırırlar.Bu düşüncelere mi biz Suriye’ de akan Müslüman kanının derdini anlayacağız?Başbakanımızın Suriye için olumlu çalışmalarına karşı çıkanlar var toplumumuzda.Oysa ecdadımız Endülüs Müslümanlarını ve Yahudileri Katolik İspanyolların zulmünden kurtarmak için kendi ülkemize taşıyordu.Ecdadımızı tanımazsak böyle hallere düşeriz..Suriyede ki olaylara ırk ve din açısından bakmayı bırakıp insani açıdan bakmak zorundayız.Suriyeyle bizim en az 500 yıllık tarihi geçmişimiz var.

Geçmişi bilmeden geleceği kuramayız. Geçmişimizin bilinmiyor olmasından dolayı bu olayları toplumumuzda görmezden gelme durumu var. Bunun içinde Suriye nin tarihini ele alalım;

Suriye, tarih boyunca; Kenanlılar, İbraniler, Aramiler, Asurlular, Babilliler, Persler, Yunanlar, Romalılar, Bizans , Emevîler, Abbâsîler, Eyyubiler,Selçuklular, Memlûklular, Haçlılar ve Osmanlı Devleti tarafından yönetilmiştir. Başkenti Şam Emevi İmparatorluğu’nun merkezi ve Memlûk Devleti’nin bölgesel yönetim merkeziydi. Şam, 1260 yılında Memlük Sultanlığının başkenti olmuş, 1400 yılında, Timur tarafından saldırıya uğrayıp yok edilmiştir. 1516’de Osmanlı egemenliğine girmiş ve tam 403 sene boyunca Osmanlı tarafından yönetilmiştir Suriye Osmanlı döneminde Şam eyaletidir. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı yönetiminden çıkmıştır. Bizden 1918 de ayrılmış , emparyalist ülkeler cetvelle çizmiş sınırları. Hatırlarsanız yakın zaman bayramlarda tel örgülerle iki ülkedeki akrabalar kucaklaşırdı.Şam ve halebin ne zaman Türklerin ve Müslümanların olduğunu anlarsak asıl yukarıdaki sorulara cevap bulmuş olacağız.

Bambaşka coğrafyalarda ortak bağları olan insanlarız biz. İstanbul’un Eyüp’ünde bir köşesinde onlarca Haleplinin yattığı bir hazire ile, buna karşılık Halep’te de onlarca İstanbullunun yaptığı birçok hazireler mevcuttur. Bunun en güzel örneği Osmanlı ve Arap dünyası arasında köprü olmuş Ebulhüda hazretleridir. Ebulhüda hazretlerinin mezarı Eyüp’tedir.Kendisi Haleplidir.Bunları görebilmek ve emperyalist güçlerin asırlardır izledikleri böl parçala yut oyununa gelmemiz gerekiyor.

Suriye deki vahim tablodan nemalanlar var. İlk akla gelen şuan siyasi kriz yaşadığımız Rusya var.Rusya’nın Suriye’yle beraberliği 100 yıl kadar ama o bölgeyle ilgisini ve alakasını

çekmiyor.Bizim 500 yıllık tarihdaşlığımız var. Varın siz düşünün. Rusya bu zulümden nemalanıyor.Her kim zulmederse sonu felakettir.aldırış etmeden nemalanma var kaça böleriz?Biz ne alırız? Nemalanması devam ediyor.

Sonuç olarak, Türkiye açısından Suriye’nin önemi salt kara sınırı komşusu olmaktan çok daha büyüktür. Türkiye’nin Suriye ile sınır komşuluğunun ötesinde sayısız ortak paydası var. Ortak kültürden geliyor olmaları, aynı zamanda akrabalık bağları da mevcut. Türkiye’nin, Esad’ın diktatörlüğünden kaçanlara sahip çıkmasının bazı nedenleri bunlardır. Türkiye’nin Suriye halkı ile dostane ilişkiler kurması böyle bir yolu izlemesi, Türkiye için son derece önemlidir

· 

Yorum Yazın