Recep Ayı ve Üç Aylar Kıymetli okurlar, gelişiyle müşerref olacağımız “Üç Aylar”daki nurlu gün ve geceler, hem zahirî hem manevî cihetiyle ayrı bir mana ve bereket taşır. Bu aylardan ilki Recep ayıdır. Recep ayında Regaip ve Miraç kandili Şaban ayında Beraat gecesi, Ramazan ayında ise Kadir gecesi bulunur. Bu gün ve geceler, kıymet ve kutsiyetlerini, hakikatte Allah’ın dilemesinden alırlar ve insanların kurtuluşuna bi-iznillah vesile olurlar.

7 Nisan Perşembeyi Cuma’ya bağlayan gecede Üç Ayların ilki olan Recep ayı başlıyor. Recep ayı gerek İslâm’dan önce ve gerekse İslâm’dan sonra mukaddes olarak tanınan bir aydır. Arabî ayların yedincisi olan Recep, sözlükte “azametli, heybetli, tazim etmek” gibi manalara gelir. Bu ay ayrıca “haram aylar” diye bilinen ve savaş yasağının bulunduğu dört aydan biridir ve dinimizde özel bir yeri vardır. İslâm öncesi cahiliye devrinde, bu ay girer girmez kabileler arasında savaşmak yasaklanır, herkes kendisini bu ayda güven içinde hissederdi. İslâm geldikten sonra da bu aya olan hürmet devam ettirildi. İslâm’ın gelişi ile de bu ay Regaip ve Miraç gibi kandiller ile şereflendirildi. Recep ayının ilk Cuma gecesine Regaip gecesi adı verilmiştir. Bu ay içinde bulunan diğer bir mübarek gece de, 27′nci gecesi Miraç kandilidir. Enes b. Malik ( Ra)’dan şöyle rivayet edilir: Recep ayı girdiğinde Hazreti Peygamber (sav) şöyle derdi: ”Allahümme Barik Lena Fi Racebe Ve Şa’bane Ve Bellığna Ramedan” “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” “Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”

İnsanoğlu, farklı bir gelişme olmadığı sürece belli alışkanlıklarıyla hayatını sürdürür. Bahsi geçen Kandil geceleri gibi özel bir gece ile karşılaşınca kendine çeki düzen verir. İşte Üç Aylar ve bu aylar içinde bulunan mübarek geceler Müslümanların kendini hesaba çektiği hayatındaki mutad gün ve geceler arasında özel ve pek kıymetli zamanlardır. Bu zamanlar, geçmişin muhasebesini yaparak geleceğe azim ile şevkle atılmak için çok güzel bir imkândır. Unutulmamalıdır ki kişi bu dünyada nasıl yaşamışsa, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna bununla varacaktır. Götürdükleri iyi ise sevinip mesrur olacak, kötü ise pişmanlık duyarak mahcup olacaktır. Ancak bu pişmanlığın orada faydası da olmayacaktır. Recep’i “Allah’ın ayı” olarak nitelendiren Peygamberimiz (sav )’e bunun hikmeti sorulduğunda buyurmuştur ki: “Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda halkın kan dökmesine mani vardır.

Bu ayda Allahü Teâlâ peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Bu ayda peygamberlerini düşmanlarından korumuştur.” Diğer bir hadis-i şerifte ise Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Recep ayının diğer aylara olan üstünlüğü, Kur’an-ı Kerim’in diğer kitaplara olan üstünlüğü gibidir. Şaban ayının diğer aylara üstünlüğü, benim diğer peygamberlere olan üstünlüğüm gibidir. Ramazan ayının diğer aylara olan üstünlüğü ise Allahü Teâlâ’nın insanlar üzerine olan üstünlüğü gibidir.” Yine bu konuyla ilgili bir başka rivayette Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah gökyüzünün yedinci tabakasında “Daî” (duacı, davetçi) isminde bir melek görevlendirmiştir. Recep Ayı gelip çattığında bu melek akşamdan sabaha kadar şöyle nida eder: ‘Ne mutlu! Zikir ve itaat edenlere.’ Yüce Allah buyuruyor ki ‘Benimle oturmak isteyen ile otururum, bana itaat edene itaat ederim, benden af dileyeni bağışlarım. Bu ay benim ayımdır ve kul benim kulumdur. Rahmet benim rahmetimdir. Bu ayda kim beni çağırırsa icabet ederim. Kim benden hidayet olmayı dilerse, hidayet ederim. Bu ay kulum ile kendi aramda iptir. Kim bu ipe tutunursa bana ulaşacaktır.’” Resulullah (sav) efendimize soruldu: “Ya Resulullah! (sav) Recep Ayı için ‘Allah’ın ayı’ diye anlatmanızın sebebi nedir? Şöyle buyurdu: ‘Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah, bu ayda Peygamberlerini düşmanlarından korumuştur.” Değerli kardeşlerim, öyleyse Recep ayıına gereken hürmeti ve ihtimamı gösterip Şaban ayında hizmetleri unutmamak, Ramazan’daki nimetlere ulaşmaya birer vesiledir. Ramazan ayındaki bütün nimetlere ulaşabilmek için her zaman hazırlıklı olmak lazımdır.

 

En azından haram aylarından olan ve Regaib ile Mirac gecelerini içerisinde bulunduran mübarek Recep ayını ganimet bilmek gerektir. Rasulullah (sav) Efendimizin şu duasını da dilimizden eksik etmemeye özen göstermeliyiz: “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize bereketli kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır” Evliyaullahtan bazıları bu aylar hakkında çok mühim ifadelerde bulunmuşlardır: Ebu Bekir el-Verrak’ın (k.s) dediği gibi “Recep ayı ekini ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasat ayıdır.” Salihlerden biri şöyle demiştir: “Sene bir ağaçtır. Recep ayı onun yapraklanma, Şaban ayı meyve verme, Ramazan ayı ise meyvelerini toplama zamanıdır.” Seyyid Abdülkadir Geylani (k.s) ise Üç Aylar hakkında şöyle buyurmuştur: “Recep nefsanî arzuları terk ayıdır. Şaban amel ve vefa ayıdır. Ramazan ise sadakat ve safa ayıdır. Recep tövbe, Şaban muhabbet, Ramazan Hakk’a yakınlık bulma ayıdır. Recep hürmet, Şaban hizmet, Ramazan nimet ayıdır. Recep ayında iyilikler kat kat artar. Şaban ayında kötülükler kalkar.

 

Ramazan-ı şerifte en yüksek ikram ve ihsana ulaşılır.” Zünnün Mısrî (k.s) “Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” “Recep cefayı terk ayıdır, Şaban amel ve vefa ayıdır, Ramazan ise sadakat ve safa ayıdır.” Ayrıca, bu ayda yapılacak birçok ibadet olmakla beraber Zat-ı İlahi’den bahseden “İhlâs suresini” okumak fazilet ve sevap açısından çok büyüktür. Recep ayında oruç tutmak da çok faziletlidir. Rasulullah (sav) Efendimiz Recep ayı orucunun faziletine dair teşviklerini duyan yaşlı bir zat: “Ey Allah’ın Resulü! Ben onun tamamını tutmaktan acizim.” şeklinde beyanına karşılık, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Recep’in ilk günü, ortasındaki günü ve son günü tut ki, o zaman muhakkak sana tamamını tutanın sevabı verilecektir.” “Recep büyük bir aydır. Allahu (cc) bu ayda hasenatı kat kat eder. Recep ayında 1 gün oruç tutana, 1 yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün oruç tutana, ALLAH istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi: ‘geçmiş günahların affolundu’ der. Recep ayında ALLAH Teâlâ Nuh’u (a.s) gemiye bindirdi ve o da Recep ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.” “Recep ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü Teâlâ Recep ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkleri vardır ki, ancak Recep ayında oruç tutanlar girer.” buyurmuştur. İmam Gazâlî (rah), Mükâşefetü’l-Kulûb adlı eserinde Recep ayının faziletine değinirken şöyle bir kıssa nakletmiştir: “Beytülmakdis’de (şimdi Siyonist Yahudi’nin elinde esir olan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın diğer adı) bu kutsal ibadethanede bir kadın Recep ayında her gün on iki bin defa İhlâs suresini okurdu. Ayrıca bu kadın yine Recep ayında kaba yünden dokunmuş elbise giyerdi. Kadın hastalandı. Oğluna, vefat ederse giyindiği yün elbise ile kendisini defnetmelerini vasiyet etti. Kadın vefat edince, oğlu kendisini daha değerli, yumuşak bir kumaş ile kefenleyip defnetti. Gece annesini rüyasında gördü. Annesi kendisine şöyle diyordu: — Ben senden razı değilim; çünkü sen benim vasiyetimi yerine getirmedin! Kadının oğlu korku içinde uykudan uyandı ve yün elbisesini aldı, onunla defnetmek için kabrini açtı.

 

Fakat anasını kabir içinde bulamadı ve şaşırıp kaldı. Bu esnada şöyle bir ses işitti: “Recep ayında bize ibadet edeni, tek başına ve yalnız bırakmayacağımızı sen bilmiyor musun?” Recep, Şaban ve Ramazan ayları, yüce Allah’ın bizlere ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Bu mübarek aylar ve geceler, yaptığımız halde unuttuğumuz günahlarımızın affına sebep olabilir. Böylece alnımız ve kalbimizdeki kara lekelerin silinmesiyle imanımız güçlenir. Bunun için bolca tevbe-istiğfar etmek, oruç tutmak, varsa kaza namazı ve nafile namaz kılmak, Kur’an-ı Kerim okumak, zikir yapmak, zekâtın dışında bolca sadaka vermek, hasta, eş-dost, akraba ziyaretlerinde bulunmak, sohbet meclislerine iştirak etmek, dargınları barıştırmak, üzerimizde bulunan kul haklarını hemen iade ederek helallik almak, haram, mekruh ve şüpheli şeyleri terketmek, mâlâyani şeyleri terketmek için elden gelen bütün gayreti gösterme zamanıdır. Bu aylar beşer fıtratının gereği meydana gelen suç ve günahlardan temizlenme, kurtulma aylarıdır.

Yorum Yazın