MUTLU MUYUZ?

Bu sorunun cevabı sanıyorum ki çoğumuz için ‘hayır’ olacaktır. Çünkü bizler, bozuk para gibi tükenen ömrümüzde az olanın aslında bizim için ne kadar değerli olduğunu bilemedik. Önümüze her çıkan çukur da düştük, kalkabilmeyi kendimize çok gördük. Hep ilk durakta indik ve devam etme gücünü kendimizde bulamadık. Mutlu olma yolunda hep bir engelle karşılaştık belki de. Çünkü hayat durmadan önümüze yeni yeni basamaklar sunuyor.

Hayattaki gelişim bazen bizim kişisel gelişimimizin önüne geçebiliyor.. Bizim dışımızda ilerleyen gelişime ve değişime ayak uydururken aslında ihtiyacımız olan çoğu şey hep arkada kalıyor ve siliniyor zamanla. Hayata sürüp giden bir serüven olarak değil de bir yarışmış gibi bakmak zorunda kalıyoruz ve bu yarış birçok şey kaybettiriyor, hep bizden bir şeyler alıyor ve geri vermiyor çoğunlukla. Aynı zamanda hem fizyolojik hem de psikolojik yorgunluğu da beraberinde getiriyor.

Günümüzde her şey artık ne kadar da kolaylaştı değil mi, insan gücünün önemi kalmadı, aslında daha az yorulur halde olmamız gerekirken, bir o kadar da yorgunluğumuz arttı. Artık her şey daha zorlaştı, aileye zaman ayırmamız zorlaştı, dostlarla vakit geçirmemiz zorlaştı ve en önemlisi de kendimize vakit ayırmamız zorlaştı. ‘koşuşturmaca’ diye adlandırdığımız kavramın içinde yok olup gidiyoruz aslında.

FAKAT,  hala bu koşuşturma içinde az da olsa kendimizle baş başa, dostlarımızla ya da ailemizle, bu güzel havalarda gidip bir yerlerde vakit geçirmekten zevk alıyor ve kendimizi dinleyebiliyorsak; ‘mutluluk’ bizim için hep var olan ve önemsenmeyi bekleyen bir olgu olarak içimizde yer alıyor demektir.

Mutlu olmak ve mutsuz olmak arasında ince bir çizgi var aslında.  Hayattaki gelişimlere ayak uydururken, hep bir telaşe içindeyiz ve mutlu olamıyoruz demiştik; bu gelişim bizde bazı değişimlere neden olmaktadır. Ve ikili ilerleyen bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişide meydana gelen olumsuz değişimler birçok probleme yol açmakta ve biz genelde problem odaklı hareket etmekteyiz. Bu nedenle içinden çıkamadığımız bu hal, mutsuzluğu da beraberinde getiriyor. Biz bu hatayı sosyal hayatın her alanında yapmaktayız. Sorunsuz bir hayat sürmek isteriz hep ama bu sorunlar aslında bizim ‘mutlu’ olmamız için birer kilit noktası, bu kilit noktasının anahtarı ise probleme değil de çözüme odaklanmaktır. Çünkü unutmayın ki; bizi mutsuz kılan şey hayattaki problemlerimiz değil, o problemlere verdiğimiz tepkilerdir.Karşılaştığımız probleme vermiş olduğumuz anlık tepki, bizi uzun süreli mutsuzluğa itecektir..

Hayatlarında uzun vadede mutluluğu yakalamak isteyenler için mutluluğun anahtarı, gerçekten problemin ne olduğu bilme de ve çözümü için harekete geçme de saklı..

En başta kendimiz için mutlu olmak istiyorsak, kalabalığın içinde kaybolmaya son verelim ve kendimize küçük küçük amaçlar doğrultusunda  bir mutluluk haritası çizelim..

MUTLULUKLAR

Tuğba Aksoy

İzmir Ak Parti İl Kadın Kolları

Yönetim Kurulu Üyesi

Yorum Yazın