Covid-19 salgınının dünyada en büyük zarara sebep olduğu ülkelerden biri de Fransa. Fransa, dönemsel anlamda bugün Avrupa’daki salgın kaosunun başaktörü konumunda.
Salgın öncesinde Akdeniz ve Suriye’de kaybeden Fransa, salgınla birlikte bu iki cephedeki yenilgisini unutmuştu.
Ancak salgın, daha büyük bir darbe vurdu ülkeye. Paris, çaresiz şekilde kendisine yeni bir hegemonya alanı aradı. Bu nedenle en basit yola başvurarak, içerideki ekonomik buhran ve sağlık skandalını dışarı taşımak üzere “Fransız İslâm’ı” gibi abuk bir başlığa çapa attı.
Çöken Pagan Roma’sının İznik Konsili ile yaptığını bugün İslâm üzerinden gerçekleştirmeye kalkışan Fransa için Macron, “çakma Napolyon” lakabıyla anılıyor. Hâlbuki verdiği görüntüyle Macron, asla Napolyon’u hatırlatmamaktadır.
O, çöken Roma’nın inanç karşısında boyun büken Konstantin’ine benzemektedir.
Ve Macron, Fransa’dan yaydığı “düşünce özgürlüğü” soslu karikatür kriziyle Avrupa’yı yeni bir Haçlı seferine hazırlamaya kalkışan ve bu kez Cennet’ten arsa tapusu vermek yerine
sözde küresel özgürlük zgâhla pazarlayan bir adam, Covid-19’a aşı bulmakla konuşulması gereken Fransa’yı saraya yansıtılan karikatürler üzerinden konuşturmakla ülkesini demokrasi, hukuk ve özgürlük temelinde rezil etmekten çekinmemektedir.
Bu yüzden Fransız medyası meseleyi anlamış ve Macron’un Erdoğan liderliğindeki Türkiye karşısında yaşadığı mağlûbiyetleri yazmaya başlamıştır. Macron, daha gencecik yaşta yakaladığı rol model olma fırsatını, ülkesindeki işçileri Çalışma Kanunu karşısında yem eden,
Akdeniz-Suriye-Libya’da yenilen ve salgın karşısında eli kolu bağlı bir devlet manzarası veren bir ülke ortaya çıkartarak harcamıştır.
Bütün kredileri tükenen Macron’un bundan sonraki yeni hamlesi bellidir: Kendisine bağlı terör şövalyelerinden gruplar oluşturmak. Kuvvetle muhtemeldir ki, Avrupa’da bu dönemle birlikte Hıristiyan terör konuşulacaktır.
Ve bunun ilk adresi Fransız banliyöleri olacak; ülke yeni bir kaosa sürüklenecektir.