İzmir’de henüz 6 aylıkken Kızılay’da verilen kanda HIV virüsü olması sebebiyle AİDS olan Y.O., hastalığı yüzünden toplumdan dışlanıp meslek sahibi olamadığını, hayatını idame ettirecek maddi olanakları kendi başına sağlayamadığı gerekçesiyle milyonluk maddi tazminat davası açıyor.
Torbalı Devlet Hastanesinde 1996’da prematüre olarak dünyaya gelen Y.O., tedavi için getirildiği İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesinde Türk Kızılayı Kan Merkezi’nden alınan HIV’li kanın nakledilmesi sonrası 21 yıl önce AIDS’e yakalandı. O günden bu yana hayat mücadelesi veren, yüzde 50 engelli raporu bulunan ve iş göremez durumdaki Y.O., hastalık yüzünden hem fiziki hem de psikolojik sorunlar yaşadı. Hayatını idame ettirecek maddi olanakları kendi başına sağlayamadığı, kendi suçu olmadan bulaşan virüs nedeniyle toplumdan dışlandığı ve meslek sahibi olamadığı için yeniden dava açtı. Daha önce yıllar süren hukuk mücadelesinde sadece manevi tazminat davası açan ve Kızılay ve Sağlık Bakanlığı’nı toplam 948 bin TL ve ömür boyu tedavi masraflarını ödemeye mahkûm edilmişti. Y.O şimdi de farkındalık oluşturmak adına Dünya AİDS Günü’nde maddi tazminat davası açtı.
“Beni dışlamalarından bıktım artık bıktım”
Üniversiteye hazırlanan Y.O., hayatı boyunca hep dışlandığını ve kötü günler yaşamaya devam ettiğini belirterek, “Ben daha 6 aylıkken, Kızılay’dan kan verildikten sonra ban virüs bulaşıyor ve hayat mücadelemiz başlamış oluyor. Beni dışlamalarından bıktım artık bıktım. Avrupa’da kaç tane arkadaşım var. Brezilya’da bile Meksika’da bile var. Bu milletin benle derdi nedir anlamıyorum. Hırsım büyüyor, öfkem büyüyor. Büyüdükçe başka ülkelerdeki arkadaşlarımın yanına gitmek istiyorum. Ben hayatımı bu hale getirenlere karşı bir dava açtım. Bu dava mücadelesi ve Avrupa’ya gitmek, benim hakkımdır. Çünkü bu cinsel yolla bulaşmamıştır, verilen bir kanla bulaşmıştır. Bu Kızılay’ın suçudur, benim suçum değildir. Cinsel yolla olsaydı belki benim suçumdu” diye konuştu.
“En büyük hayalim okumak”
Yazar olmak ve okumak istediğini dile getiren Y.O, Avrupa’da dışlanmayacağı duygusu taşıdığını, oradaki ülkelerde yaşamak istediğini ifade etti.
Yüzde 50 engeli olduğunu belirten Y.O, “Çalışamıyorum. Benim en çok istediğim ve hayalim; okumak, yazmak ve yabancı dil öğrenmek” dedi.
“Görüştüğüm kız öğrenince ortadan kayboldu”
Hastalığı sebebiyle yaşadığı bir anekdotu da paylaşan Y.O., “Biriyle sosyal medyada tanıştım. Sonra durumumu anlattım, ne düşünecek diye. Kız ile o gün görüştük, onda sonra bir daha yok. Bir şey oluyor ve itiyor. Ama benim artık bu millete karşı düşmanlığım başlıyor. Onlar beni dışladı, şu anda da dışlanıyorum. Bitmedi, her geçen gün çoğalıyor” ifadelerini kullandı.
Öğretmeni 5 yıl sınıfta tek başına oturtmuş
Bilirkişi raporu sonrasında maddi tazminatın kesin miktarının belirleneceği davada Y.O.’nun avukatı Mehmet Emin Keleş ise şunları söyledi:
“Hukuki süreç 1997 yılında başladı. O tarihte manevi tazminat davası açtık. 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava, Yargıtay tarafından onaylandı. Arkasından Sağlık Bakanlığı’na karşı bir dava açmıştık. Sonrasında konuyla ilgili AİHM’ye dava açtık ve hepsi lehimize sonuçlandı. Ama buradaki gayretlerimizin tamamı manevi tazminata ilişkindi, o tarih itibariyle maddi tazminat açma koşulları yoktu. Y.O sağlıklıydı, ancak yaşadığı bu 21 yıllık süreç içerisinde daha ilkokula giderken büyük sıkıntılar yaşadık. Okula almak istemediler, tek başına eğitim önerdiler. Kendi ifadesiyle öğretmen 5 yıl boyunca sınıfta tek başına oturtmuş. Bu yaşadığı travmalar çok ciddi psikolojik sorunlar doğurdu ve şu an itibariyle yüzde 50 iş görememezlik raporuna sahip. Biz bu engelinin daha da yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle maddi tazminat davası açtık. Dava ile Y.O.’nun olası üniversite mezunu olması itibariyle, yaşam boyu kazanacağı ücret nedir, bunu Kızılay’dan talep ettik. Mahkeme sürecinde dosyamız adli tıpa gidecek. Burada iş göremezliğin sürekli olup olmadığı ve oranı tespit edilecek. O miktar üzerinden de bir maddi tazminat verilip verilmeyeceği ortaya çıkacak.”

Yorum Yazın