‘ERGEN’ BİR ÇOCUĞUNUZ MU VAR?

imageHer bireyin yaşamında fiziksel ve psikolojik yönden değişme ve gelişim gösterdiği dönemler vardır. Bu dönemler arasında en hızlı değişim içeren ve psikolojik açıdan ciddi çatışmaların yasandıgı dönem ergenlik dönemi olarak adlandırılır. Bu dönem genellikle; kızlarda 11-12, erkeklerde ise 13-14 yaşından başlayarak 20-21 yaşma kadar devam eder. Bu dönem bluğ çağı olarak ta bilinir. Ergenlik dönemi,kişinin önceki yaşamından ve gelişiminden kopuk, yeniden bir doğuş dönemi değildir. Bazı psikologlar, gelişimi yaşam boyu ele alır ve içinde bulunduğumuz her gelişimsel dönemin bize bir getirisi ve götürüsü olduğunu savunur. Fakat bazı psikologlara göre ise kişilik gelişimi ergenlik döneminde tamamlanır ve kişi, ilerdeki yaşamında kişisel anlamda cok ta fazla değişikliğe ugramaz. Böyle kesin cizgilerle ayırmak kısmen dogru olmakla birlikte kişinin sürekli bir hareket, gelişim ve etkileşim içinde olduğunu düşünürsek gelişimin yaşam boyu ele alınması daha dogru diyebiliriz.

Ergenlik dönemi, ‘fırtınalı dönem’ olarak adlandırılır ve hem ergen birey hem ailesi hemde çevredeki için sorunlu bir dönem olarak bilinir.  Sorunsuz bir ergenlik dönemi genelde normal algılanmaz, hem biyolojik hemde psikolojik açıdan sorunsuz bir ergenlik dönemi normal değildir.

Ergenlik döneminde hem fiziksel hem psikolojik acıdan hızlı bir değişime giren ‘genç’, (genç diyorum çünkü o dönemde birey ne çocuktur ne de yetişkin. Tam br geçiş dönemindedir.)  çevreyle kendi benliği içinde bir denge kurmaya çalışır, genelde bunu yaparken zorlanır. Bu noktada anlayışlı birer ebeveyn olma çok önemlidir. Okurken şunları söylediğinizi duyar gibiyim :’Anlayışlı davranmaya calışıyoruz, her istediğini yapıyoruz, fakat yine de suçlu biz oluyoruz ve olumlu bir iletişim hiç bir zaman kuramıyoruz’ bunun aslında tek bir sebebi var, ergen birey bu dönemde aileden uzaklaşıp akranlarına daha çok yakınlaşma gösterir. Farklı farklı akran gruplara girer, çünkü kendi benliğini bulmaya çalışır.. Bir ebeveyn olarak bu durumda yapabileceginiz en önemli sey, onun yanlış ilişkiler kurmasını engellemek ve onun kendisini inşaa etme noktasında yanında olmak değil, arkasında olmaktır. Çünkü çocugunuz ona göstermiş olduğunuz bu tutumu yanlış algılayıp sizden daha cok uzaklaşabilir. Bir öğüt verici konumunda degil de, ona yansıtmadan onu gözlemlemeli ve gerektiği yer ve zaman da mudahale etmeliyiz.

Ergenlik döneminde ortaya çıkan düşünce sistemi ve duygusal yapıdaki değişikliklere bağlı olarak gençler fiziksel acıdan da dikkatlerini kendi üstlerine öteki dönemlere oranla çok daha fazla yoğunlaştırırlar. Çevrelerindeki hemen herkesin kendilerini incelediğini sanırlar.
Ergenlik çağına has bu “ben merkezci” düşünce yapısı beraberinde ergenlik çağındaki gençlerin az yada çok hemen hepsinde gözlenen dış görünüşlerinin yeterince iyi olmadığına ilişkin kaygıyı da getirir. Boy, kilo, cilt bozuklukları onların kaygı kaynağıdır. Akran gruplarının ondaki değişime karşı tavrı genelde olumsuz muş gibi algılanır. Bundan dolayı, Anne-babaları,kendilerine karşı uygun tutum gösteren ergenlik çağındaki gençler kendilerinde olan değişimi kolayca kabullenirler. Bu noktada aile kabullenici be destekleyici bir tutum sergilemelidir.

Ergenlik dönemin de birek çocuk ve yetişkin olma arasındadır demiştik. Bireyin bazı davranışları çocukça olabilir ve aile çocuk gibi davranma der, birey bir yetişkin gibi davranır ve aile yaşına göre davran der. Ve ergen birey bir ikilem içine girer. Bu dönemde anne-babaya ve diğer yetişkinlere düşen görev; gençlerin bağımsızlıklarını kazanma eğilimlerine saygı ve anlayış göstermek, onlara yardımcı olmaktır. Gencin en hassas olduğu konu çocuk yerine konulması, kendisine hala çocuk gibi davranılmasıdır. Bunun aksini ispatlamak için genç, büyüklere özgü davranışlara yönelir. Erkeklerde sigaraya başlama, kzılarda ise aşırı makyaj yapımını örnek olarak gösterebiliriz.

ANNE VE BABALARA ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLARINA DAVRANMADA VE ONLARLA İLETİŞİM KURMADA ÖNERİLER
1-DİNLEMEK:Gençlerle olumlu, yapıcı, destekleyici ilişkiler kurmak için onları gerçekten dinleyip-dinlemediğimizi kendimizi kendimize sorarak işe başlamamız gerekir.

2- AÇIK İLETİŞİM: Gençlerle iletişimde en olumlu iletişim türü “açık iletişim”dır.Açık iletişim; demokratiktir, yapıcıdır, esnektir, kendiliğinden gelişir, soruna yöneliktir ve diyaloga dayanır. Açık iletişim; kontrol edici, baskıcı, katı ve otoriter bir tutumu içermez.

3-BİLGİLENDİRMEK: Anne-babaların gençler için belirsiz konularda bilgiler vermesi, onların sorularına cevap verip, merakını gidermesi açık iletişim yoluyla olur. Ergenlik dönemiyle ilgili değişmeler, üreme sistemi, adet dönemi, cinsel gelişme ve işlevler, cinsel tutum ve davranışlar öne çıkan temalardır. Sağlıklı cinsel gelişim bilgisinin kazandırılması, cinsel kimliğin oluşmasın da yardımcı olur.

4-ANLAMAK: Anne-babaların kendilerini gencin yerine koyarak, olaylara onu bakış açısıyla bakmaları, gencin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamalarıyla olanaklıdır. Yetişkinlerin; gencin açısından bakabilmesi, kendilerini gencin yerine koyabilmesi önemli bir yaklaşımdır.

5-ÖRNEK OLMAK: Ergenlik çağındaki gençlere kendini tanıma ve geliştirme olanağı etkili bir rehberlikle desteklenebilir. En etkili rehberlik yolu; davranışlarımızla örnek olmakla başlar. Rehberlik, genç için kendisini ve çevresini tanımasına yardım eden bir süreçtir.

Tuğba Aksoy

Ak Parti İzmir İl Kadın Kolları

Yönetim Kurulu Üyesi

Yorum Yazın