Çeşitli sosyal girişim projeleri ile 500’ü aşkın kadını iş hayatına kazandıran, ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görülen, son olarak da Bask Dünya Aşçılık Ödüllerinde finale kalarak adını duyuran Mardinli Şef Ebru Baybara Demir, LİYAKAT tarafından 5 yıldır sürdürülen Girişim Okulu seminerinde hikayesini Yaşarlı gençlere anlattı.
Geleceğin iş insanları olan gençler arasında girişimciliğin özendirilmesi, girişimcilik ekosistemine genç fikirlerin katılması amacıyla LİYAKAT Derneği’nin iş dünyasının başarılı girişimcilerini gençler ile bir araya getirmek için düzenlediği “Girişim Okulu” seminerlerinin sonuncusu, Yaşar Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirildi.
Çeşitli sosyal girişim projeleri ile 500’ü aşkın kadını iş hayatına kazandıran, ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görülen, son olarak da Bask Dünya Aşçılık Ödülleri’nde finale kalarak adını duyuran Mardinli Şef Ebru Baybara Demir, LİYAKAT tarafından 5 yıldır sürdürülen Girişim Okulu seminerinde hikayesini Yaşarlı gençlere anlattı. Demir, sağlıklı ve sürdürülebilir yaşam için yerel tohumları toprakla buluşturduğu Topraktan Tabağa; Yaşayan Toprak, Yerel Tohum Projesini paylaşarak gençlere, “Çocuklarınıza bırakabileceğiniz en güzel miras, yerel tohumlardır” çağrısında bulundu.
Yaşar Üniversitesi İşletme Fakültesi ve LİYAKAT işbirliğinde Selçuk Yaşar Kampüsü Konferans Salonunda düzenlenen Girişim Okulu seminerine İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. İge Pırnar, LİYAKAT Yönetim Kurulu Başkanı Berkay Eskinazi, Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Deniz Eriş ve sosyal girişimci Şef Ebru Baybara Demir konuşmacı olarak katıldı. İstanbul’daki turizm rehberliği eğitiminin ardından 24 yaşında memleketi Mardin’e dönüp turizmin olmadığı bir kentte karşılaştığı tüm zorluklara karşın yılmayarak meslek sahibi olmayan 21 kadınla birlikte Cercis Konağı’nı açıp kent turizmine hayat veren Demir’in konuşması, gençlerin büyük ilgisini çekti.
İstanbul’dan Mardin’e döndü
1999 yılında İstanbul’daki ekonomik şartların olumsuzluğu nedeni ile Mardin’e dönen Demir, turist rehberi olarak çalışmaya başladığını, ancak Mardin’de 28 kişiden oluşan turist grubunu götürecek restoran bulamayınca yengesi ve komşuları ile ilk girişimini gerçekleştirdiğini aktardı. Mardin’e ilk turistik işyerini kazandıran Demir, “Cercis Murat Konağından önce 1999 yılında resmi kayıtlara göre Mardin’i ziyaret eden turist sayısı 11 bin ve yatak kapasitesi 220 iken 2014 yılında turist sayısı 700 bin ve yatak kapasitesi 5 bin 800’e ulaştı. Mardin’de turizm yatırımları gerçekleşti, işyerimizde çoğu kadın 200’ün üzerinde kişi iş sahibi oldu” dedi.
2014 yılında bölgedeki güvenlik sorunu sebebiyle turistlerin gelmemesi üzerine yeni bir projeye ihtiyaç duyan Baybara Demir, bu kez ilhamını Muhteşem Yüzyıl dizisinin tasarımcısı olan ablasından aldığını ve kadınları yemek yapmanın ardından en iyi bildikleri ikinci iş olan el işleri yapmaya yönlendirdiğini anlattı. Adını Mardin yemeklerinde en fazla kullanılan baharat olan yenibahardan alan “Hayatım Yenibahar” projesi Mardin’in geleneksel el sanatlarının, günlük hayatta modern bir eşyaya dönüştürdüklerini söyleyen Demir, “5 kişi ile başladığımız bu projede, şimdi 52 kişi çalışıyor. Amerika, Arjantin, Fransa’ya kadar ürün gönderiyoruz” diye konuştu.
Başarıları dünyada ses getirdi
Yaptıklarının duyulmasının ardından çeşitli iş birlikleri ile sosyal girişimcilik projelerine devam eden Demir, geçtiğimiz yılın Haziran ayında; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Harran Kaymakamlığı desteğiyle Harran Gastronomi Okulu’nu kurdu. Bölgedeki kız çocukları için Amazon Kraliçeleri Gastronomi Projesini de hayata geçiren Ebru Baybara Demir, projeye Suriyeli mülteci kadınları de dahil etti. Proje kapsamında İstanbul’daki ünlü restoranlarda eğitim alma fırsatı da bulan katılımcılarından 108 kişinin bir kısmı AFAD Kamplarında, bir kısmı Harran’da okul yemekhanelerinde ve özel sektörde çalışıyor. Demir, bu projesi ile dünyanın önde gelen mutfak enstitüsü Bask Aşçılık Merkezinin, her yıl mutfaktaki yeteneğini toplum yararına sosyal sorumluluk projeleriyle birleştiren şefleri taçlandırdığı, dünyanın en prestijli şef yarışmalarından biri olan Bask Dünya Aşçılık Ödülleri’ne aday gösterildi. Demir, 30 ülkeden 110 aday arasında ilk 10’a girmeyi başardı.
Şimdi yerel tohumların peşinde
Kızının geçirdiği beyin tümörü ameliyatının ardından beslenme konusunda daha özenli davranmaya başladığını belirten Ebru Baybara Demir, “Sağlıklı gıda için araştırma yapmaya başladım ve Türkiye’de yerel tohum kültürümüzün yok olmaya başladığını, biyoçeşitliliğimizi kaybettiğimizi gördüm. Soruna çözüm için Mardin’de geleneksel tarıma başladık. Bir kooperatif kurdum. Yine kadınlar ile yola çıktık ve çalışan mühendislerimiz kadın. 300’ün üzerinde de kadın çiftçimiz bizimle. Suriyeli mültecileri de projemize kattık. Onlar tarım teknolojilerini bize göre geriden takip ettikleri için yerel tohumlara çok daha hakimler. Projemizin ilk destekçisi, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO oldu, onu devletimizin kurumları takip etti. Tarımda önemli birkaç nokta var. Bir tanesi yerel tohum ve toprağı korumak, ikincisi kadın çiftçiler. Türkiye’de 5 milyon 800 tarım işçisi var, bunların 3 milyona yakını kadın. Fakat sadece yüzde 2’sinin sosyal güvencesi var. Devlet desteğiyle bizim projemizde 300’den fazla kadın sosyal güvence altına alındı” dedi.
Demir, LİYAKAT Derneği ile işbirliği yapıp yeni bir tarım projesini hayata geçirmek istediklerini belirterek, yerel tohumların saklanmasıyla ilgili de Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile bir proje gerçekleştireceklerini söyledi.
“En güzel miras yerel tohum”
Amaçlarının erişebilen tüm yerel tohumlara ulaşmak ve bölgesine göre yetişebilen tohumları tespit ederek ekimlerini yapmak olduğunu belirten Ebru Baybara Demir, gençlere çağrıda bulunarak, “Gıda, gelecek yıllarda hayatımızda çok daha önemli bir yere sahip olacak. Size tavsiyem; ne yaparsanız yapın, çocuklarınıza mal mülk bırakmanız çok önemli değil, bu dünyada yapacağınız en önemli şey, eğer yapabiliyorsanız yerel tohumları çocuklarınıza miras olarak bırakmak olsun” dedi.
Girişimcileri cesaretlendirmek için…
Günümüzde girişimcilik ve girişimci fikirlerin ortaya çıkıp hayata geçmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Berkay Eskinazi, büyük önem verdikleri Girişim Okulu projesinin en önemli amacının, genç girişimcilere doğru örnekleri göstererek onları cesaretlendirmek olduğunu söyledi. Eskinazi, gelişimin temelinin girişim olduğunu vurguladı ve kendi iş yaşamından örneklerle inovatif iç girişimciliği anlattı. Seminerin moderatörlüğünü de yapan Doç. Dr. Engin Deniz Eriş, girişimcilikte inovatif olmanın önemini anlatarak iş sahibi ile inovatif girişimci arasındaki farklara değindi. Prof. Dr. İge Pırnar ise dünyadan inovatif girişim örneklerini anlattı.

Yorum Yazın