Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Şehadet şerbetini içip Rablerinin kendileri için hazırladığı makama şahid olan kardeşlerimizin haberlerinin geldiği şu günlerde, Zeytin Dalı Harekâtı’nın ne olduğunu anlamak istemeyenlerin yaptığı kara propagandaya rağmen Haçlı İttifakına karşı yapılan Harekât, Mehmetçiğimizin üstün gayreti ve Aziz Milletimizin duaları ve tam desteği ile büyük başarıyla devam ediyor.

Kahraman Mehmetçik destan yazıyor. Ordumuz, Haçlılara ve iş birlikçilerine dersini veriyor, Elhamdülillah. Ne de olsa kadim geçmişimizden bu güne bu Millet, Haçlı seferlerine ve işbirlikçilerinin elleriyle yaptırdıkları sinsi saldırılara alışık. Kahraman ecdadımızın Haçlı seferlerinde yedi düvele karşı verdiği mücadeleleri ve bu mücadele esnasında cereyan eden manevi yardımları da hiç unutmadık!
Kuran-ı Kerim’de, Allah’ın savaşmakta olan müminlere, meleklerini yardım amacıyla gönderdiğinden bahsedilir:
Enfal Suresi 12: “O sırada Rabbin meleklere şunu vahyediyordu: Şüphesiz ben sizinle beraberim, iman edenlerin sebatlarını pekiştirin. Ben inkâr edenlerin kalplerine korku salacağım, artık boyunlarının üzerinden vurun, onların bütün parmaklarına vurun.”
Enfal Suresi 17: “Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü; (oku) attığında da sen atmadın, Allah attı; bunu da müminlere kendinden güzel bir lütufta bulunmuş olmak için yaptı. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi bilmektedir.”

Âl-i İmrân Suresi 123: “Andolsun ki Allah size, zayıf ve çaresiz iken Bedir’de de yardım etmişti. Allah’a isyandan sakının ki şükretmiş olasınız.”
Tevbe Suresi 25-26: “Allah birçok yerde, bu arada Huneyn Savaşı’nda gerçekten size yardım etmiştir. O gün sayıca çokluğunuza güvenmiştiniz, fakat bunun size hiçbir yararı olmamıştı; o yer geniş olmasına rağmen size dar gelmiş, nihayet geriye çekilmeye başlamıştınız. Bunun üzerine Allah, peygamberinin ve müminlerin üzerine kendi katından bir güven duygusu indirdi, bir de göremediğiniz askerler gönderdi ve böylece inkâr edenlerin cezasını verdi. İşte bu, inkârcıların hak ettiği karşılıktır”
Ayetlerde verilen mesaja göre: Müslümanlar, meleklerle veya görünmeyen ordularla desteklenmişlerdir. Tefsir, hadis ve fıkıh âlimi Muhammed bin Ahmed el-Kurtubi ise “Düşman karşısında direnen ve Allah rızasını gözeten her ordunun yanına Allahu Teâlâ hazretleri tarafından melekler gönderilir ve o melekler de onlarla birlikte savaşırlar” der.
Bu manevi yardımlara birkaç örnek verecek olursak; “Bedir Savaşı’na katılanlardan Ebû Davud el-Mâzinî diyor ki, Bedir’de müşrik erkeklerden birini vurmak için peşine düşmüştüm. Daha kılıcım boynuna inmeden başı yere düştü. Anladım ki, onu bir başkası öldürdü. (Tefsîr’ut-Taberî, Beyrut 1412/1992, c: 3, s. 423-424)
Bedir Savaşı’nda Ebu Cehil, Abdullah b. Mes’ûd’a şöyle demişti: “Bana öldürücü darbeyi sen mi vurdun yani? Bana bu darbeyi vuran, bütün gayretime rağmen mızrağımın ucu, atının tırnağına yetişmeyen kişidir (Ahkâm’ül-Kur’an, Beyrut 1408/1988, c. III, s.125)
Belki şu anda birçok Müslüman’ın dahi akıl yetiremediği bu manevi yardımların pek çoğuna bizzat şahit olmuş bize karşı savaşan düşmanlar da itiraf etmekteydi. Çanakkale zaferinden yüzlerce örnek verilebilir. Meselâ İngiliz General Hamilton şöyle demiştir: “Bizi Türklerin maddî gücü değil, manevî gücü yendi. Onların atacak barutu bile kalmamıştı, lâkin biz gökten inen güçleri müşahede ettik.”

Çörçil ise, “bunca teknolojiye rağmen Türklere nasıl yenilirsiniz?” diye sıkıştırılınca şu cevabı vermiştir: “Anlamıyor musunuz, biz Çanakkale’de Türklerle değil Tanrı’yla harp ettik ve yenildik” diyerek şahit oldukları manevi yardımları açıkça ifade etmişlerdir.
Kıymetli okurlarım nasip olursa önümüzdeki yazılarımızda Bedirde, Uhut’ta, Hendek’te, İstanbul’un Fethinde, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşında, Kıbrıs’ta, Kore’de askerlerimiz; “çıkılamaz-geçilemez” denilen yerlerden Manevi Ordular tarafından halkımızın tabiri ile “yeşil sarıklı” askerler tarafından nasıl desteklendiklerini anlatmaya çalışacağız. Aktardığımız manevi olaylara inanmayanlara şimdiden cevap vererek yazıma nihayet veriyorum.
“Görenedir Görene,
Köre nedir? Köre ne
Sana Hikâye
Bana Gerçek…!”

Yorum Yazın