Kış ayının kendini hissettirdiği bu günlerde herkse İyi pazarlar diliyorum…
93 yıllık cumhuriyet tarihinde ülkemizin geldiği son duruma bakmak, insanlık tarihinin en köklü milletlerinden olan bizleri,gelişmiş ülkeler seviyesine çıkaracak planların yapılmış olması gerekmektedir. Gelinen nokta şudur; Türkiye büyük sıçrama dönemlerinde (1950-1960) başlayan darbeler tarihinde,sekamete uğrayan demokrasisi ve istikrarsız ortamlarla büyük ekonomik zararlara uğramış, hızlı gelişen teknoloji ve yeniliklerden uzak kalmış,kendi tarihinden gelen misyonu unutturulmuştur.

Özüne bakıldığında,Türkiye dünyanın en kıymetli gayrimenkulü üzerinde oturduğu gerçeğinden hareketle,unutmamamız gereken bir görevi daha vardır,tarihinin yüklediği müslüman coğrafyası ve medeniyetinin gerçek hadimi olarak, yüzyıllarca hükmettiği topraklardaki gerek akraba gerekse müslüman kardeşlerimizin haklarını da korumak zorunluluğudur bu görev. Allah’ıma hamdediyorum bu görev layıkıyla yapılmaya başlandı bu son 10 yıldan bu tarafa. Şimdi ülkemizin nasıl buralara geldiği konusuna değinelim. Son 5 yıldır Türkiye ekonomisinin hızlı ve istikrarlı büyümesi,yıllarca güvenlik sorunu yaşayan milletimizin, devletimizin gösterdiği şefkat ve insani yaşam ortamlarının sağlanması önemli bir adımdır. Ancak Gelişmiş ülkelerin yapabileceği, büyüklükleri ile dünya sıralamasına giren yatırımları yapabilen, bu projeleri yürütebilecek mühendislik ve ticari kabiliyeti olan, kendi kendini dışarıdan değil öz sermayesi ile büyüten bir ekonomik güç olması da önemli bir aşamadır. Ülkemizin bu adımlardan kazandığını en önemli değer ise ,özlediğimiz,bizi biz eden değerleri teker teker geri kazandığımız herşeyin başlangıcı olan İNANÇ ve ÖZGÜVENİ dir.
Ülkemizin bundan sonraki hedefleri ise dünya ekonomilerinin Yüksek teknolojik ürünlere ve milli yazılımlara kaydığı ve dünyadaki hızlı iletişim ile bilgi teknolojileri alanında yatırım yapan ülkeler sınıfına girmeye çalışmamız olmalıdır. Bugün görüyoruz ki savunma sanayisinden tutunda kullandığımız günlük internet alışveriş ortamlarına kadar büyük bir alanı işgal eden bu sektörün Türkiye için gelecek dönemde ne kadar mühim olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Yakın zamanda USA da yaşanan siber saldırıda bu ülkenin ekonomik kaybının büyüklüğünü , bu konunun ne kadar önemli ve hassas olduğunu ortaya koymuştur. Düşünün ki yıllarca bir tane memurunun Türkiye’ye gelmesi bile olay olan IMF bile, Türkiye nin milli yazılım ve yüksek teknoloji yatırımları yapması gerektiğini,tarımsal üretimde makineleşmesini,yüksek verimlilik stratejisini belirlemesini ve coğrafyasındaki güvenliği sağlanması halinde dünyanın en hızlı büyüyen ve güçlü ekonomisi olacağını söylüyor. Daha düne kadar kredi notumuzu düşüren yatırım yapılması riskli görülen Türkiye,acaba bu kadar kısa sürede ne yapmış olabilir de,tüm bu kredi kuruluşlarının abisi olan IMF,böyle bir açıklama yapma gereği duymuştur. Durum açıktır,Türkiye özüne dönmüş,MİLLİ BİR DURUŞ göstermiş, bütün baskılara rağmen oyun kuran ve masada yer alan bir ülke konumuna gelmiştir.

 

İmzalanan enerji ve askeri antlaşmalar sonucunda Türkiye artık üzerinde operasyon yapılacak ülke konumundan çıkmış, gerekirse tek başına operasyonlar yapan ülke konumuna gelmiştir ki,IMF nin bu açıklamaları bunun tescilidir. Şimdi sizlere bu müjdeyi de (öngörümdür) verebilirim. Savunma sanayinde yaptığımız yatırımlar 2025 yılında bütün hava savunma sistemimizin %80 milli olarak değiştirilmesi kesinleştirecek durumdadır.Aynı zamanda bu ülkemizin güvenliğinin tamamen milli unsurlar tarafından yapılacağı anlamına gelir. Türkiye orta ve uzun menzilli hava savunma sistemlerine sahip olacaktır. Aynı zamanda yapılan çalışmalar sonucunda tamamı milli olan yazılımlar artık yakın zamanda sizlerde göreceksiniz bu ülkeye kazandırdıkları ile cari açığımızın kapanmasına ve milli gelirimizin artmasına katkı sağlayacaktır. Bütün bu hamlelerin hedefi de ülkemizin kişi başına düşen milli gelirini 25-30 bin dolar seviyelerine çıkarmaktır ki , bu rakamlar dünyadaki 10 gelişmiş ülkeden biri yapar Türkiye’yi. Bizler bir oldukça,milli değerlerimize sahip çıkıp onları korudukça, bu milletin yükselişini hiç bir kuvvet engelleyemez. Son olarak bu birlik ve beraberliği yönetimsel anlamda sağlayacağına inandığım konuya değinmek istiyorum. BAŞKANLIK;
Ülkedeki sistem değişikliği yani başkanlık sistemi ile yönetilmesi konusunda halkımızın aydınlatılması gerekmektedir.

Bu konuda gerek hükümetin, gerekse teşkilatların kamuoyuna doyurucu bilgiler vermesi, halkın kafasındaki soru işaretlerinin giderilmesi gerektiğini söylemeden edemeyeceğim. Bu sistem değişikliğini millete en güzel anlatacak kişilerde sayın Cumhurbaşkanı’mız ve sayın Başbakanımızdan başkasıda değildir. Sabırsızlıkla meclise gelecek tasarıyı bekliyoruz. Bu konuda sayın Devlet Bahçeli ye bir paragraf açmadan geçemeyeceğim. Kendisini bu milletin evlatları yıllar sonra hayr ve güzel dualarla anacaklardır. Kriz dönemlerinde ve 15 temmuz da gösterdiği duruş bu milletin gönlünde taraflı-tarafsız herkesin takdirini kazanmıştır. İnşallah kendisi bu millete hizmet etmeye devam edecektir.
Daha müreffeh bir ülke olarak TÜRKİYE tüm dünyaya lazım diyorum,kalın sağlıcakla..
Mehmet TOZLU
AK PARTİ İzmir İl Bşk. Yrd.
Dış ilişkiler Bşk

Yorum Yazın