80 İhtilâli’nin Darbeci Generalleri ile Türkiye’de değişik zamanlarda, değişik mekanlarda 28 Şubat Sürecinde görüştük.
Klasik ‘İrtica’ tartışması gündeme geliyordu her defasında!
Biz de, kendilerine “Türkiye İran veya Cezayir olmaz!” diyorduk!
“Nasıl yani?” diye soruyorlardı!
“İslam Barıştır.
İslam Karşılıklı Güven ve Dayanışmadır.
İslam, Devlet, Meşruiyet, Aleniyet, Adalettir!
İslamı kabul eden bir Müslüman Vatandaşı olduğu Devletin Haini, İsyancısı, Darbecisi, Yıkıcısı olmaz. Fitne, Kaos üretmez.
Türkiye’de Cumhuriyetten Demokrasi’ye geçiş süreci ile birlikte Askeri Darbeler yaşandı!
Vatandaş Darbelere İçsavaş, Kaos ile karşılık vermedi.
Her Askeri Darbe, Müdahale’ye karşı, baskı ve zülme karşı sabrederek direndi.
Mağdur oldu. Ancak Ülkesini, Devletini, Milletini Güvensizleştirmedi!
Ancak Her Askeri Darbe sonrasında, Sandığa gittiğinde, kendi özgür tercihini ortaya koydu ve her müdhale sonrasında ülkede yıkım büyümesi gerekirken, Türkiye’de her müdahale sonrasında, Halkın bu tutumu sayesinde Demokrasi, Özgürlükler genişleme imkanı buldu.
Burada belirleyici olan asli unsur, Anadolu’da İslam, Müslümanlığın Millet-Devlet-Meşruiyet-Adalet Ekseni üzerinde oturmuş olmasıdır.
Vatandaşlık müslüman tarafından sadece hukuki bir mesele değildir!
İnancı gereği de, vatandaşı olduğu ülkede görüşlerini dile getirir. Değişimin Demokratik yollarla gerçekleşmesini ister. Ülkeyi İsyana, Çatışmaya sürüklemez.
Müdahale görüyorsa, ölüm tehlikesi ile karşılaşıyorsa, o ülkeyi terkedip hicret eder. Ancak İsyan etmez.
Bu,anlayışın temelinde Ehl-i Sünnet Paradıgması vardır!
Ehl-İ Sünnet birçok yönden ele alınabilir!
İtikad, Fıkıh olarak!
Ancak en önemli önermesi İsyan Karşıtlığı, Darbe karşıtlığıdır.
Müdahaleler karşısında, Baskı ve zulüm karşısında Sabırla Zulmü yenmektir.
Türkiye örneği budur.”
diye cevaplamıştık!
Türkiye’nin farklılığı Anadolu İnsanını farklılığı buradadır.
İlk defa 15 Temuz’da bu durumdan farklı bir sonuç yaratılmak istendi.
Yine Millet yapacağını yaptı!
Silahla, şiddetle karşılık vermedi!
Etini, Gövdesini Devlet-Millet için Siper etti!
Bu noktanın çok iyi görülmesi gerekir!
Peygamberler Hicret ettiler. İçerisinde bulundukları toplumu çatıştırmadılar!
İslamın herkes tarafından doğru anlaşılması gerekir!
Klasik Mezhepçi, Meşrepçi Çatışmalarla bu işler anlaşılmaz!
Bu Vesile ile
Mayıs Ayında Darbeler, İhtilaller üzerinde konuşuyoruz.
Ancak Mayıs ayını, bir çağın kapatılıp, Yeniçağın Kapılarının açıldığı 29 Mayıs İstanbul’un Fethi üzerinden;
Darbeler üzerinden değil, Fetihler üzerinden konuşmayı daha çok seviyoruz.
Kapılar Açılsın!

Yorum Yazın