Bina: Milletimiz akademik ihaneti tarihe gömecektir

Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı ve Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi Ali Musa Bina, terör propagandası içerikli olduğunu söylediği Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin yayımladığı bildiriye imza atan bin 1128 akademisyene sert tepki göstererek, “Bu ülkenin vesayetten kurtulmasına, demokrasiyle buluşmasına, özgürleşmesine, normalleşmesine ve sivilleşmesine katkı sunan, paydaş olan, birçok alanda öncülük eden Eğitim-Bir-Sen olarak, bu ihanet bildirisinin, esaret bildirgesinin altında imzası bulunanlara bir hatırlatma yapıyor ve uyarıyoruz. ‘Ordu Göreve’ pankartlarını tarihe gömen milletimiz, ‘hendek terörüne destek’ çağrısı olan bildirinizi de aynı yere gömecektir” dedi.

“KAOS PLANLARININ BİR PARÇASI”

Bina, Türkiye’nin son on yılda çeşitli kaos planlarıyla karşı karşıya kaldığını söyleyerek, “Vesayet paradigmasının ve destekçilerinin çöküşünü sağlayan demokratikleşme, özgürleşme ve sivilleşme hamlelerinin zirve yaptığı son on yıllık dönemde ülkemiz, yeni kaos planlarıyla karşı karşıya bırakıldı. Bu çerçevede planlanan Gezi Parkı kalkışması, 17-25 Aralık darbe girişimi, Kobani bahanesiyle 6-8 Ekim ayaklanma provaları akamete uğrayınca, Türkiye’nin yenilenme arayışlarını, ‘Yeniden Büyük Türkiye’ hedefli çabaları bertaraf etmek için eski tetikçilere, terör üretme uzmanı işbirlikçilere ‘göreve dönün’ çağrısı yapıldı. Bu çağrıyı yapanlar ve çağrıya uyanların içinde bulunduğumuz dönemdeki ortak çalışması; bazı il ve ilçelerimizde hendek terörünün hayata geçirilmesi ve bu terör yönteminin siyasetten, akademiye, medyadan, ekonomiye farklı mecralar üzerinden desteklenmesidir” ifadelerinde bulundu.

“TERÖRE AKADEMİK KATKI SUNDULAR”

Bina, yayınlanan bildiriyle teröre ‘akademik katkı’ sunulduğunu ileri sürerek, “PKK terör örgütü ve siyasi uzantıları, Çözüm Süreci ile birlikte oluşan huzuru hendeklere gömmeye çalışıyor. Terör örgütünün bu çabasını anlıyoruz. Ancak teröre ve terör örgütüne imzalarıyla destek veren 1128 akademisyenin, akademik unvanlarını terörün hizmetine sunmalarını bir türlü anlayamıyoruz. Hangi akademik bakış açısıyla devlet ile terör örgütünü aynı kefeye koymayı başarabildiklerini sormak istiyoruz. Kendilerine sormak istiyoruz: Saldırgan ve kaba bir üslupla sadece devleti suçladığınız bildirinizde, niçin teröristleri eleştiren tek bir satıra bile yer vermediniz? Türk Kürt ayrımı yapmadan masum insanların kanına giren teröristleri suçsuz, bununla mücadele eden devleti ve güvenlik güçlerimizi suçlu ilan etmenizin altında ne yatmaktadır? Sizler, ‘Devletin suçuna ortak olmayacağız’ gibi iddialı cümlelerle, terör örgütünü aklama telaşınızı gizlemeye mi çalışıyorsunuz? Kamu düzeninin tesisine katkı sunmak yerine, büyük bir insan kitlesini mağdur eden terör eylemine, hendek terörüne, terör iklimine ‘akademik katkı” sunduğunuzun farkında değil misiniz? Bizce, ‘hendek terörüne izin verin, yoksa uluslararası kurumları harekete geçiririz’ tehdidi savuran bu sözde akademisyenlerin iftira ve ithamlarla kaleme aldıkları bildiri, imzası bulunanların terör taşeronlarının amelesi olduklarını tescilleyen bir belgedir. Terör örgütüne ve destekçisi siyasi uzantılara, terörü terk etme çağrısında bulunamayan bu sözde akademisyenler, akademik dünyayı terk etmelidirler. Çocukların eğitimsiz, hastaların tedaviden yoksun kalmasına, insanların huzursuz olmasına neden olan hendekleri kazanlara ve hendek siyaseti yapanlara

‘hendekleri kapatın’ daveti yapamayanları, çenelerini kapatmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

“TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DEĞİL DEVLETİN YANINDAYIZ”

Açıklamalarını sürdüren Bina, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Biz, bölgeye ve ülkemize düşmanlık tohumları eken, insan haklarını yok sayarak bölgede yaşayan tüm halkı baskı ve tehdit yoluyla sindiren terör guruplarına karşı yürütülen operasyonlara sahip çıkıyoruz. Temel hak ve özgürlükleri yok sayıp, bunları terör ve tehditle ortadan kaldırmaya çalışan terör örgütüne karşı yürütülen operasyonların, terörün kökü kazanıncaya kadar devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bölge halkının yaşam, eğitim, sağlık gibi temel haklarını ortadan kaldıran, sözde mahkemeleriyle insanların mallarına zorla el koyan, insanımızı zorla göçe maruz bırakan, iş makinalarını yakıp yok ederek bölgenin kalkınmasını engelleyen, demokratikleşmeyi, barışı ve kalkınmayı imkânsızlaştıran terörün ve terör örgütünün bir an önce bitirilmesini istiyoruz.

Bizler gibi terör örgütüne ‘silah bırakın, silahları teslim edin’ deme cesaretini gösteremeyenleri, terör baronlarının ve taşeronlarının esaretinde olduklarını itiraf edenleri, üniversitelerdeki gençlerimizin yakasını bırakmaya, kadrolarını ve unvanlarını millet için, birlik ve beraberliğimiz için, kardeşlik ve eşit yurttaşlık için ter akıtacak insanlara teslim etmeye çağırıyoruz. Bu ülkenin vesayetten kurtulmasına, demokrasiyle buluşmasına, ötekileştirmenin sona ermesine, özgürleşmesine, normalleşmesine ve sivilleşmesine katkı sunan, paydaş olan, birçok alanda öncülük eden Eğitim-Bir-Sen olarak, bu ihanet bildirisinin, esaret bildirgesinin altında imzası bulunanlara bir hatırlatma yapıyor ve uyarıyoruz. ‘Ordu Göreve’ pankartlarını tarihin çöplüğüne gömen milletimiz, ‘hendek terörüne destek’ çağrınızı da tarihin çöplüğüne gömecektir.”

İZMİR’DEN 35 İMZA

Bildiriye İzmir’den 35 akademisyenin imza attığını sözlerine ekleyen Bina, “Türkiye Cumhuriyeti devletini Güneydoğu’da katliam yapmakla suçlayan ihanet bildirisinde imzası olan akademisyenlerin 35’inin İzmir’de bulunan üniversitelerimizden olması da bizi derinden yaralamıştır. Akademisyenlerin devlet dahil her konuda eleştiri haklarının olduğunu düşünüyor ancak terör örgütüyle aynı dili kullanıp terörle mücadele eden devleti ve güvenlik güçlerimizi suçlamalarını kabullenemiyoruz. Bildiride imzası bulunan sözde öğretim üyelerinin İzmir’de bulunan üniversitelerinin adını kirletmesine izin verilmemelidir. Bu ihanet metnine imza veren öğretim görevlilerinin “İzmir’in yüz karası” olduğunu düşünüyor, bir an önce haklarında soruşturma açılmasını bekliyor ve konunun takipçisi olacağımızı bildiriyoruz” açıklamalarında bulundu.

Yorum Yazın