Ali Musa Bina-1 Ali Musa Bina-3

Bina: İş güvencesi kırmızı çizgimizdir

Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Ali Musa Bina, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda birtakım değişiklikler olabileceğini, ancak İş Güvencesi konusunun kırmızı çizgileri olduğunu belirterek, “İş Güvencemize kesinlikle dokundurtmayız” dedi.

Memur-Sen olarak güvencesiz istihdam noktasında son derece net olduklarının altını çizen Bina, “Güvencesiz işe kesinlikle karşıyız. İş güvencesi Memur-Sen ve kamu görevlilerinin ortak kırmızı çizgisidir. Hangi hükümet olursa olsun, bu kırmızı çizgimizi aşmasına izin vermeyiz. Güvenceli kamu görevlisini, güçlü memur olarak görüyoruz. Güçlü memuru da güçlü devlet olarak görüyoruz. Tam bu nedenle kamuda istihdamın artırılmasını savunuyoruz. Kamu görevlisi statüsünü aşındırmaya yönelik 657 Sayılı Kanun’da yapılacak değişiklikleri kabul etmiyoruz” diye konuştu.

KADIN ÇALIŞANLAR, EMNİYET HİZMETLERİ PERSONELİ VE GENÇLER

Yakın tarihte TBMM’ye sunulan Torba kanun içerisinde, kadın çalışanlara, emniyet hizmetleri personeline yönelik düzenlemeler ve tasarıda yer alan gençlere yönelik pasaport harcı, sağlık harcamaları noktasında muafiyet ve istisnalar hakkında da açıklamalarda bulunan Bina, “Bu Torba kanun içerisinde doğrudan 657 sayılı Kanunda kadın kamu görevlilerine yönelik olarak yapılacak değişikliklerin neredeyse tamamı bizim yıllardır dile getirdiğimiz hususlar. Kadın kamu görevlilerinin doğum sonrası aylıksız izin sürelerinin kademe ve derece ilerlemesinde değerlendirilmesi bizim önerimizdi. Ancak, bizim bir önerimiz daha vardı. Her doğum için ilave bir kademe verilmesi ve emeklilik süresinden bir yıl düşülmesini de teklif etmiştik. Bu tasarı için de buna yer verilmemesini eksik görüyoruz” dedi.

“ANNELİK İZNİ İBARESİ KULLANILMALI”

Bina, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Diğer taraftan, kadın kamu görevlilerinin doğum sonrası yarı zamanlı çalışmaya tabi tutulmasını öngören hükmü, ilerleyen süreçte esnek çalıştırma, esnek istihdam gibi uygulamalara geçiş için bir pilot uygulama olarak görülmemesi konusunda özellikle uyarımızı yapmak istiyoruz. Bu anlamda, 657 sayılı Kanun içerisinde yarı zamanlı çalışma ifadesinin kullanılması yerine yarım gün annelik izni ibaresinin kullanılmasını ve başka bir yarı zamanlı çalışma düşüncesine kanun içeriğinde yer verilmesini istemediğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.”

“ÖĞRETMENLERE 3600 EK GÖSTERGE VERİLMELİDİR

Açıklamalarını sürdüren Bina, “Emniyet Hizmetleri sınıfında görev yapanların özel hizmet tazminatlarında artış yapılması ve ek göstergelerinin yükseltilmesi doğru olmuştur ancak eksik bir düzenleme söz konusudur. Ek gösterge konusunda öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının ve farklı kurumlardaki il müdürlerinin 3600 gösterge beklentisi yıllardır bizim tarafımızdan seslendirildi ve toplu sözleşmeye teklif olarak getirildi. Bu bilinmesine rağmen, ek gösterge konusunu sadece emniyet hizmetleri ile sınırlı yapmanın üstelikte o arkadaşlarımızın da 3600 ek gösterge beklentisi yerine 3000 olarak belirlenmesinin doğru bir

yaklaşım olmadığı kanaatindeyiz. Diğer taraftan, aynı kanun kapsamında genç girişimcilere, lise ve üniversiteden yeni mezun olan gençlere yönelik girişimci desteği, sağlık giderlerinin karşılanması ve gelir testinden muaf tutulmalarını önemli birer sosyal devlet yaklaşımı olarak görüyoruz. Aynı şekilde yüksek öğrenime devam eden gençlerden pasaport harcı alınmamasını da gençlere yönelik önemli bir destek olarak görüyoruz” diye konuştu.

“4/C’LİLER KADROYA GEÇİRİLMELİDİR”

Bina, 4/C’li personellerin kadroya geçirilmesi gerektiğini söyleyerek, “3. Dönem Toplu Sözleşme’de ek ödemelerinin artırılması, fazla çalışma ücretinden aile yardımından yararlanma haklarının devamı gibi mali haklar yanında, 4/C statüsünden kurtulmaları yönünde çalışma yapılması kararı aldık. Biz, bu arkadaşlarımızın 4/C statüsünden kadroya geçirilmelerini talep ediyoruz. Bu yönde girişimlerimiz, temaslarımız sürüyor. TBMM’ne en kısa süre içerisinde bizim hedefe ulaşmamızı sağlayacak tasarı ve teklifin sunulmasını sağlamak amacıyla Maliye ve Çalışma Bakanlıkları ile Devlet Personel Başkanlığı nezdinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz 3. Dönem Toplu Sözleşmenin 36. maddesindeki hükmü, en kısa sürede kazanıma dönüştüreceğimize inanıyoruz” şeklinde konuştu.

EK ÖDEME ALAN 4/C’LİLER

Mahkeme kararıyla ek ödeme alan 4/C’liler hakkında da açıklama yapan Bina, sözlerine şöyle devam etti: “3. Dönem Toplu Sözleşmesinin mali haklar yönüyle ilk kez hayata geçen hak ve kazanımlarından biri 4/C’li personelin ek ödeme hakkından yararlandırılması olmuştur. Bu noktada, bu kazanımın hayata geçtiği sürede, bazı kurum ve kuruluşlarda görev yapan 4/C’li personel adına açılan/açtığımız davalar sonucunda mahkeme kararıyla ek ödeme hakkından yararlanan arkadaşlarımız vardı. Bizim toplu sözleşmeyi imzalamamızdan sonra, bazı kurum ve kesimler 4/C’lileri mağdur etti vaveylası kopardılar. Oysa gerçek durum bu değil. Toplu Sözleşme hükmünde, bütün 4/C’lilere ek ödeme ödenmesi var. Toplu sözleşmenin ilgili maddesinde mahkeme kararıyla ek ödeme almakta olanların ek ödemelerinin kesilmesi ya da mahkeme kararıyla ek ödemeden yararlananların toplu sözleşmeyle elde edilen ek ödeme hakkından yararlandırılmaması gibi bir hüküm ve ifade bulunmuyor. 500’e yakın arkadaşımızın ek ödeme aldığı fakat toplam 25 bine yakın 4/C’li personel olduğu gözetilirse 24 bin 500 civarında arkadaşımızın ek ödeme mağduriyetini giderdik. Diğer 500 arkadaşımız hem toplu sözleşme kaynaklı ek ödemeyi hem de aksine bir yargı kararı oluşmadıkça yargı kararına dayalı ek ödemeyi almaya devam edebilirler.”

Yorum Yazın