Bence Sebebi

Biz biliyoruz ki iklimler açısından her mevsimin kendi içinde kendine has özellikleri var ve bu özellikler olmazsa olmazıdır o mevsimin, kış geldiği zaman soğuk olmalıdır, yaz geldiği zaman da otlar bile güneşten sararıp kavrulmalıdır. Siyaset açısından da Dünya da yaşanan mevsim şuan acı mevsimi ,
İşte şimdi tam bu zamanda dünyada öyle bir mevsim var ki acı olmazsa olmaz maalesef. İslam coğrafyası kan ve gözyaşı ile her gün yüreğimizi dağlıyor, Avrupa her daim iki yüzlü Amerika ise acıların sorumlularını koynunda besliyor ve Rusya acıların göbeğine bomba yağdırıyor.
Bununla beraber paranın ve sermayenin can yaktığı bir mevsimde söz konusu, petrol fiyatları etkili mesela ülke politikalarında yada enerji piyasası yön vermekte dünya sözcülerinin sözlerine, her mevsimin kendine göre bir konjonktürü var yani.
Türkiye olarak Biz bu işlerin neresindeyiz derseniz,
Öncelikli olarak bu kadar karmaşa ve kargaşa içinde emin,sağlam ve güçlü adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz fakat koşar adım değil 2004 ve 2007 deki gibi , biraz daha seri adımlar attığımız zamanlar olsa da genelde yürümeyi tercih ediyoruz haklı olarak, bazen isteyerek bazen de mecbur bırakılıyoruz böyle hareket etmeye.
Bakarsanız Gezi eylemleri öncesi faiz oranlarının minimum seviye geldiği bir zamanda hiç beklemediğimiz bir anda çevreci bir eylem bir anda tüm Türkiye ‘yi saracak yangına çevrildi ki devlet aklı ile bu işin üstesinden çarçabuk gelindi, Ardından 17 Aralık 25 Aralık Darbe girişimi geldi, ardından 7 Haziran da İktidarın gitmesi için Terörün destekçilerine verilen oylar ile sandıktan koalisyon çıktı, ki yine devlet aklı ile çözümlendi problem, son olarak ta terör bitti dendiği anda yeniden hortlatıldı adeta.
Şimdi kısaca bu durumların ardından kimse Türkiye’nin koşmasını beklemesin, daha doğrusu koşmasını istemesin.
Sakın yanlış anlaşılmasın korkumuzdan değil umutsuzluğumuzdan değil sadece tedbir olarak söylüyorum koşmak yerine yürüyelim ama hedefe doğru yürüyelim.
Bakınız önümüzde birkaç fırsat var ve bu fırsatlar bizim yeni reformlara gebe olduğumuza da delildir.
Nedir bu fırsatlar?
Başta darbe Anayasa’sından kurtulmak için yetki verilmiş bir meclis var, muhalefete rağmen kısa öz ama Türkiye’nin ihtiyacını görecek bir anayasa yapılmalıdır pekala.
Yine kuvvetler ayrılığının netleştirildiği modelininde bizzat halk tarafından kabul edildiği Başkanlık sistemi gelmelidir.
Avrupa ve Amerika’dan önce İran ambargosunun kalkmasının fırsata çevrilmesi gerekmektedir, Büyük İran pazarında hatırı sayılı bir yer alınmalıdır.
Evladı Fatihan olan Balkanlar öz ve öz vatanımız gibi daha çok sahiplenmeli, Allah muhafaza Ukranya da ki Kırım gibi olmamalıdır,
Son olarak ta Arap Dünyası içerisinde bulunduğu karmaşaya son verilmesi için D8 ve İslam İşbirliği Teşkilatları aktifleştirilmeli masadan somut adımlar ile kalkılmalıdır.
Unutmayın ki haçlı seferleri devam ediyor, dün silahla bugün ekonomi ile.
Bakınız sadece bir örnek 19 Mart da İstanbul da yapılan Canlı bomba saldırısı hangi güne denk geliyor İran  Dış İşleri Bakanı Cevad Zarif Türkiye ziyaretine. Kanaatimce bu yakınlaşmalar orada ki pazara girmemize sıcak bakmayanların bombaları ile sekteye uğratılmaya çalışılacak,
Ama her şeye rağmen umutsuz değilim ve olamam çünkü bu necip millet Dünyanın artık tüm oyunlarını okuyan milli iradesi ile ortaya kayan bir millet.
Elhamdülillah…
21.03.2016
Ali MAMAK

Yorum Yazın