vali1 vali2 vali3
İzmir Valiliği(BHİ) Amerika’nın en iyi Üniversitelerinden biri olan Yale Üniversitesinden gelen bir grup üniversite öğrencisi İzmir’in Suriyeli mülteciler konusunda çok önemli bir şehir olmasından dolayı İzmir Valisi Mustafa Toprak’ın görüşlerini de almak için Valilik Makamında bir ziyaret gerçekleştirdi.
Yale Üniversitesinde hali hazırda öğrenci olan ve heyeti temsilen grubun sorularını ve düşüncelerini ileten Mevlüt İkiz; “Biz Yale Üniversitesi’nden hibe alarak Türkiye’de Suriyeli mülteciler meselesini araştırmak için geldik. 11 günlük bir araştırma gezisi için burada bulunuyoruz. Üniversiteden bu proje için hibe alarak buraya geldik ve bugün 10. günümüz. Şu ana kadar Suriyeli mültecilerle ilgili yardım kuruluşlarıyla, avukatlarla, Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliğiyle, Suriyeli ailelerle, Ankara’da Avrupa Birliği Bakanımız ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızla görüştük.
Onun dışında düşünce kuruluşlarıyla görüştük Uşak ve Ankara’da. Bunun ötesinde de İzmir’e gelip sizinle görüşüp İzmir’deki mülteciler konusunda en yüksek noktada politika yapan insan olduğunuz için sizden fikir almak, sorularımızı sormak istedik.
Yale’e döndüğümüz zaman da umduğumuz şey, herkes kampüste olan dergilerde yazı yazarak Türkiye’deki Suriyeli mülteciler meselesini en açık şekilde, birinci elden kampüse ve kampüste ailelere ulaşmayı amaçlıyoruz. Şu ana kadar çok iyi bir zaman geçirdik ve herkes yardımcı oldu.
Bakanımızdan yardım kuruluşlarına kadar hepsi çok güzel bir şekilde sorularımıza cevap verdi ve bizi tebrik etti. Böyle bir şey yaptığımız için umarız bu görüşme de böyle geçer ve güzel sorular sorabiliriz size.
Sayın Valim, araştırma konumuza gelecek olursak; bize bu mültecilerin gelişinden itibaren yaşadığınız zorluklar, okul, eğitim şartları ve yaşama şartları hususunda genel olarak gelişen süreci anlatırsanız çok memnun olacağız.” dedi.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Toprak; “Öncelikle hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Yale üniversitesinde okuyorsunuz ve buraya geldiniz, umuyorum ki Türkiye’de ve İzmir’de bulunduğunuz süre içerisinde güzel vakit geçirirsiniz ve yola çıkış amacınıza da uygun gerekli bilgileri edinmiş olursunuz.
Suriye’den gelen bu düzensiz göçmenlere, Suriyelilere Türkiye olarak 5-6 ay ya da 1 yıl içerisinde geri dönülecekmiş gibi bakıldı ve öyle algılandı.
Aslında toplumsal katman olarak baktığımızda, İzmir halkı ile düzensiz göçmenler arasında herhangi bir problem yoktur. Ama şöyle bakmak lazım, bugün itibariyle İzmir’de geçici tanıma belgesi verilen 85.400 kişi var. Bununla birlikte Suriye’den gelen bu düzensiz göçmenlere, Suriyelilere Türkiye olarak 5-6 ay ya da 1 yıl içerisinde geri dönülecekmiş gibi bakıldı ve öyle algılandı. Oradaki savaş bir yıl içerisinde bitecekmiş gibi bir yaklaşım da gösterildi. Savaş bitmediği gibi daha da genişledi. Dolayısıyla bu konuda da bazı problemler ortaya çıktı ve İzmir’de de bugün itibariyle 85.400 kişi geçici tanıma belgesiyle kayıt altında bulunuyor.
Tabii ki en önemli sıkıntı, Suriye’den gelen ve mülteci diye tanımladığımız düzensiz göçe konu olan kişiler, artık şu aşamada ülkelerine geri dönmenin mümkün olmadığını ve kendi vatanlarının artık yaşanabilecek bir vatan olmadığını ifade ediyorlar. Tamamen zihinlerinde üçüncü ülkelere gidişle ilgili bir fikirleri var. Tabii ki bu fikre sahip olmaları özellikle hemen yanı başında bulunduğumuz ülkemizi ve bizim üzerimizden de tüm dünya ülkelerini de bu konunun çözümü için dikkat etmeleri ve çözüm noktasında katkı sağlamaları gereken bir durumu ortaya koyuyor.
Zorluk şurada, 2.5 milyona yakın Suriye’den gelen düzensiz göçmeni Türkiye besliyor, imkanlarını seferber ediyor. Bugüne kadar yaklaşık rakamlar üst üste geldiğinde görünür ve görünmez harcamalar var. Milli bütçeden yaklaşık 10 milyar dolar kadar bir harcama yapıldığına ilişkin bir tespit var.
Bununla birlikte biz de burada, İzmir’de 85.400 geçici tanıma belgesi verilen kişinin sağlık giderlerini karşılıyoruz. Ben Suriyeliyim ve kayıt altındayım dediğinde onların sağlık giderlerini karşılıyoruz. Çocuklarının eğitim almaları açısından da kendi okullarımızda, aynı sınıflardaki yaş grubuna göre aynı sınıflarda eğitime devam etmelerini de sağlıyoruz. Bu manada da toplumun değişik katmanlarının hayır ve yardım duygularıyla bu mültecilerin bulundukları yerlere gerçekleştirdikleri yardımlar sivil toplum örgütleri aracılığıyla da iletiliyor.
Burada bu 85.400 kişiye baktığımızda bunların içindeki 0-18 yaş grubunda 35.000 genç olduğunu görüyoruz. Bu 35 binin, 6-18 yaşındaki eğitime devam etmesi gereken grupta da yaklaşık 26 bin kişi bulunuyor. Ve şu anda yaklaşık 5 bin kişi okullarımıza devam ediyor bu 26 bin kişi içerisinden. İşin zorluğu, bunlar ülkelerinden ümidi kestikleri için, ülkelerine geri dönmek istemedikleri için ve gitme şansları da bulunmadığını düşünmeleridir. Çünkü savaş devam ediyor. Savaş bittiği takdirde dahi Suriye’de kendilerine yaşam hakkı tanınmayacağını, oradaki birtakım hesaplaşmalar, terör hadiseleri nedeniyle uzlaşı olsa bile sonradan da sıkıntı olacağını düşünüyorlar ve dolayısıyla rahat, kendilerine göre kafalarına koydukları bir ülkeye göç etme anlayışı var.
Suriyelilerinin ülkelerinden ümidini kesmeleri ve vatanlarından tümden bağı koparmaları kötü bir durum
Fırsat bulduklarında, bir ortam bulduklarında da o ülkelere gitme noktasında da bir yöneliş var. Niyetlerini gerçekleştirme noktasındalar. Şüphesiz ki bir ülke vatandaşlarının, Suriyelilerinin ülkelerinden ümidini kesmeleri ve vatanlarından tümden bağı koparmalarının da çok kötü bir durum olduğunu düşünüyorum. Şimdi tabii bu çerçevede İzmir’e gelenlerin de birçoğunun kafasında üçüncü ülkelere Türkiye üzerinden gitme fikri olduğunu anlıyoruz. Tabii ki bir de bildiğiniz gibi dünya üzerinde değişik ülkelerin içerisindeki çatışmalar, sorunlar, kavgalar nedeniyle sadece Suriye’de değil, değişik ülkelerden de refah ülkelerine doğru bir akış var. Bu da İzmir’e doğru da bir yönelme olduğuna göre zaman zaman İzmir’in merkezi yerlerinde bir yığılmaya sebebiyet veriyor.
Bu insanları deniz üzerinden istedikleri ülkeye götürmek için onları kandırarak, zor şartlarda ve ölüm yolu da olsa yönlendiren de bir takım suç organizatörleri var
Zaman zaman oluyor ki yazın bunu daha yoğun yaşadık. Çünkü deniz üzerinden özellikle Yunanistan ve adalar üzerinden Avrupa’ya bir yöneliş var. Bunu da hava şartlarının uygun olduğu zamanlarda yapıyorlar ve geliyorlar. Dolayısıyla şehrin parklarında, bahçelerinde, ortak alanlarında bir yoğunlaşma oluyor.Bu tabii ki çok rahatsız edici bir durum oluyor. Tabii ki bu göçmen hareketi olunca bu konudaki bir takım göçmen kaçakçıları ve organizatörleri de devreye giriyor. Bunlar Suriye uyruklu da, Türkiye’den de olabiliyor.
Bu insanları deniz üzerinden istedikleri ülkeye götürmek için onları kandırarak, zor şartlarda ve ölüm yolu da olsa bu deniz yolu oralara kandırarak paraları alarak bunları yönlendiren de bir takım suç organizatörleri var ve bu konuda bu organizatörlerle ilgili de ciddi bir cezalandırma ve yakalama noktasında da önemli çalışmaları güvenlik birimlerimiz yapıyor. Bir zorluk da, bunlar bu organizatörlerle anlaştıklarında gitmek istedikleri noktaya garanti gitme karşılığı para alışverişinde bulunuyorlarmış. Dolayısıyla biz buraya sığınmış insanları deniz üzerinde ya da karada bulduğumuzda işlemlerini yapıp, kayırt altında alıp mecburen serbest bırakmak noktasındayız.
O arada serbest kaldığında yeniden denize doğru kaçmaya çalışıyor. Yani öylesi var ki, 15-20 kere yakalanmış ama 20 kere yakalanan 21. kez yine denizin üstünde kaçmak üzere çalışma yapıyor. Evet, tabii bu da bir zorluk işin doğrusu. Burada çalışma hayatına devam eden de var, kayıt dışı olarak kayıt dışı birtakım kendi yetenekleri ne ise o konu üzerinde de çalışanlar da var. Yani mesela burada Ayakkabıcılar Sitesi var, ihraçlık ayakkabı üretiliyor, orada çalışan 4000 kişi var. Moda Tekstil Konfeksiyon Atölyeleri’nde çalışan bir o kadar daha kişi var. Tarım arazilerinde günübirlik işlerde çalışan 2000-3000 kişi de var. Yani burada kalanların da piyasada kendilerini ve ailelerini ayakta kalacak kadar bir gelir temin etmeye yönelik de olanları var. 26 bin kişi 6-18 yaş grubunda eğitimde olması gerekenler var ama onların da 5000’i eğitime devam ediyor.
Savaş önlendiğinde göç de duracaktır ama savaş önlenmediği takdirde bu düzensiz göç akışı Suriye başta olmak üzere o ilgili savaş olan ülkelerden refah ülkelerine doğru akmaya devam edecektir
Genelde ilkokul dışındaki yaş grubunda olanlar çalışma hayatında olmayı yeğliyorlar. Biz onları da alacağız ama onlar gelmiyor eğitimin içerisine. Buraya değişik ülkelerden zaman zaman Bakanlar, üst seviyedeki kişiler geliyor ve bu konuyu bana da soruyorlar bu sorun ne olacak diye. Ben de çok kısa olarak şunu ifade ediyorum; Suriye’de savaş ortamı devam ettiği sürece bu gibi mültecilerin, düzensiz göçmenlerin dünya ülkelerine doğru yönelişlerini devam edecektir. Dolayısıyla diyoruz ki, bu düzensiz göç hareketlerinden Avrupa olarak ya da ilgili ülkeler olarak rahatsız iseniz ki hepimiz rahatsızız o zaman mültecilerin ülkeleri dışındaki hareketlerini kontrol etme yerine Suriye’de devam etmekte olan çatışma, savaş ve kavgayı önleme noktasında gücümüzü bir araya getirelim, savaşı önleyelim.
Savaş önlendiğinde göç de duracaktır ama savaş önlenmediği takdirde bu düzensiz göç akışı Suriye başta olmak üzere o ilgili savaş olan ülkelerden refah ülkelerine doğru akmaya devam edecektir. Bunu önlemek de mümkün değildir ve belli bir ölçüden sonra bunu yönetmek de mümkün değildir. Yani burada bu düzensiz göçü kontrol etme ve Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere geçişi kesme noktasında da gerek güvenlik birimlerimiz, Emniyetimiz, Jandarma Teşkilatımız ve denizler üzerinde de Sahil Güvenlik Komutanlığımız ciddi manada koordineli bir çalışmayı da yürütüyor. Ama kafasına kaçmayı koyan, bir başka ülkeye gitmeyi planlayan kişileri ne kadar kontrol ederseniz edin durdurmak çok da kolay değil.
Ege Bölgesinde, deniz üzerinde, İzmir hattında 90 bin kişiyi deniz üzerinde boğulmaktan ve başka ülkelere gitmekten kurtarmışız. Net olarak 90 bin kişiden bahsediyorum. Sahil Güvenliğimiz bunları yakaladı. Bir de 40 bin civarında karada yakalananlar var. Yani karada olup, teknelere binerken yakalananlar ki onlar da güvenliksiz, sağlık, güvenlik şartları yeterli olmayan şişme botlarla ülkeyi terk etme çabasında olan kişiler. Dolayısıyla denizdeki bir harekette boğulup gidiyorlar. İnsanlık dramı yaşanıyor. Acaba toplumsal katmanlar arasında bir çatışma var mı derseniz şu anda bir çatışma, bir problem yok. Kontrol altında tutuyoruz herhangi bir olumsuzluk olmaması açısından.
85 bin, 100 bin kişi o nüfus içerisinde şu anda idare edilebilir bir noktada bulunuyor. Ama ben arkadaşlara da sordum, güvenlik birimlerine toplantılarda soruyorum, acaba bu Suriye’den gelen düzensiz göçmenlerin burada suç ve suçluluğa meyli nedir, şu ana kadar kaç olaya karıştılar diye. İnceleme yaptırdığımda normal İzmir’deki suç yüzdelerinin çok altında bulunuyor. Dolayısıyla suç ve suçluluk konusunda bir problem gözükmüyor. Yalnız hepsinden öte tek bir suç var; göçmen kaçakçılarıyla iş birliği yapıp, ülke üzerinden bir başka ülkeye kaçmak. Bu suçtur. Onun dışındaki suçlarla ilgili asayiş suçları açısından bir olumsuzluk şu anda fiilen yoktur.
Biz bugüne kadar İzmir’de 2015 yılı içerisinde yaklaşık 950’ye yakın insan tacirini, organizatörünü yakaladık. Bunların 470 tanesi tutuklandı. Bunların yaklaşık %10’u da Suriyeli insan taciri organizatörü. Ama tabii Suriye’deki savaş ifade ettiğim gibi devam ettiği sürece oradaki savaşı durdurmak için tüm uluslararası kuruluşlar ve ülkeler güçlerini birleştirmediği sürece bu savaş devam edecek ve düzensiz göçmen konusunu da ülkeler konuşmaya ve bu göçmenler de değişik ülkelerde boy göstermeye devam edeceklerdir.
Rakamlara baktık, 26 binin 4 bin kişisi okullara devam ediyordu. Biz zaten bunları okullarımıza alıyoruz. Fakat 6-18 yaş grubundaki kişi sayısı 26 bin gözükünce ve okullarımızda sadece 4 bini olunca ben bir talimat verdim ve dedim ki, bunların geçici tanıma belgelerindeki adreslerine her bir okulun semtinde okul müdürleri ve ilgili muhtarlar gidecekler oradaki çocukları okullara getirecekler. Ama bu talimattan sonra 600 tanesi daha gelebildi. Çünkü bu 5000’e yakın dediğim sayıyı okul öncesi, yani anaokulu ve İlkokula gitmesi gerekenlerin %70-80 ni oluşturuyor. Biz onlara mutlaka siz okula gelmelisiniz diyoruz ama getiremiyoruz. Bir de şunun için getiremiyoruz, tanıma belgelerinde vermiş oldukları adresleri de değiştirmişler, baktığınızda bulamıyorsunuz.
Belki de o kimlik belgesi olanların bir kısmı başka ülkelere gitmiştir. Çünkü bunların pasaportu yok, nüfus cüzdanı yok, kaydı yok. Sadece beyana göre biz kayıtlarını yapıyoruz. Beyan doğru da olmayabilir. Beyanı doğrulayacak elimizde bir karine yok. Yani ülkelerinden çıkmış gelmiş, sadece üstü başı, kıyafetleri var başka bir şeyleri yok. Onun için kendi beyanlarını esas alarak biz geçici tanıma belgelerini veriyoruz. Doğruysa doğru, yanlışsa yanlıştır bu onların ifadeleri. Dolayısıyla yoğun olarak da yaşları küçük olanların eğitime gitme ve dili öğrenme kapasiteleri daha yüksek oluyor. Yaş yükseldikçe dili öğrenme ve adapte olma daha da zorlaşıyor. Bizim Halk Eğitim Merkezlerimiz var. Halk Eğitim Merkezleri yaygın eğitimlerin verildiği noktalar. Orada dil bilmeyenler için yetişkin olsun, küçük olsun dil eğitimi veriyoruz, Türkçe öğretiyoruz.
İstanbul saldırısına gelince; uluslararası hukuk var siz de biliyorsunuz. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği var, ülkelerin her birinin altına imza attığı kurallar var ve bu kurallara da bağlı olarak Türkiye görevlerini yapıyor. Ama Suriye’den buraya gelen düzensiz göçmenlerin, ülkelerin dışına çıkan göçmenlerin en büyük yükünü Türkiye çekiyor ve de tek başına çekiyor onu da özellikle ifade etmeliyim. Suriye dışına savaş, kavga, çatışmalar nedeniyle çıkan, düzensiz göçmen olan Suriyelilerin ezici çoğunluğu olan %99’unun ağırlığını Türkiye çekmeye devam ediyor ve hukuk kurallarına uyarak çekmeye devam ediyor bu da çok önemli.
Ama neticede bugün Suriye’deki çatışmalara, kavgalara yol verenlerin bugün dünyanın başına terör örgütlerini de sardıklarını da bilmeleri gerekiyor. İŞİD, DEAŞ, PKK, PYD, Hizbullah, DHKP-C, MLKP hepsi terör örgütleri. Bugün Suriye’de cirit atıyor. Bunların yansımasını tüm ülkeler Fransa ve diğer ülkeler dahil çok ciddi manada hissediyor. Bir an önce Suriye’deki savaşı el birliğiyle durdurmak noktasındayız çünkü bugün İstanbul’da olan yarın bir başka yerde olabilir. Dün Fransa’da olan bugün bir başka ülkeye sirayet edebilir. Bu tüm ülkelerin ortak iş birliğini gerektiren bir ivedi durumdur.
Mezarsız ölüyorlar. Aslında burada insanlık deneniyor dolayısıyla Türkiye’nin yaptığı bunlara burada geçici olarak bulundukları süre içerisinde hayatlarını devam ettirebilecek bir katkıyı sağlamaktır.
Şimdi biliyorsunuz Almanya dedi ki, burada çok mülteci var, bunları almayacağız. Ama mesela mülteciler ülkelerini dışına aktıktan sonra bunlar biraz da Türkiye’yi mahkûm ediyorlar. Aslında bizim insanlığımız test ediliyor. İnsanlar denizin üzerinde boğularak denizin dibine gidiyorlar. Mezarsız ölüyorlar. Aslında burada insanlık deneniyor dolayısıyla Türkiye’nin yaptığı bunlara burada geçici olarak bulundukları süre içerisinde hayatlarını devam ettirebilecek bir katkıyı sağlamaktır. Dolayısıyla bugün bu Suriyelilerin Suriye’deki savaş nedeniyle dışarıya çıkmalarının faturasını Türkiye tek başına ödüyor. Diğer ülkelerden bazı konuklar buraya geliyor ve diyor ki, bizim ülkeye 500 tane Suriyeli geldi ne yapacağız diyor. Türkiye bugün 2.5 milyon insanı zorunlu olarak besliyor, insanlığından besliyor. Ama bu savaşı Türkiye çıkarmadı. Birileri çıkardı ve çıkaranlar fatura ödemiyor maalesef.
Suriyeli vatandaşlara bizim özel olarak tahsis ettiğimiz ev yok. Biliyorsunuz Türkiye’deki 2.5 milyon kişinin yaklaşık 300 bin kişisi Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Malatya, Osmaniye ve benzeri yerlerdeki altyapısı, eğitimi, sosyal şartları çok iyi olan çadır kenetlerde yaşıyorlar. Onun dışındakiler ifade ettiğim gibi İzmir’de kalan 85 bin kişi de eğer yer değiştirmedilerse ve bir başka ülkeye gitmedilerse çünkü tespit etmek kolay değil, onlar da ifade ettiğim gibi çalıştıkları yerler var ve kendi durumlarına uygun yerler bulabiliyorlar. Onun için sokakta kimsenin yatmasına da müsaade edemeyiz.
Gelsinler, dışarıda yatsınlar buna müsaade etmemiz mümkün değil. Bu konuda dikkatliyiz ama onlar da burada kalmanın şartlarına uymak zorundalar ve uyuyorlar. Uymayanlara da o noktada diyoruz ki, sizi ilgili yaşam şartlarının, altyapının uygun olduğu çadır kentlere yönlendireceğiz. O zaman da kendilerini derleyip toparlıyorlar.
Sizleri gerçekten alkışlamak istiyorum. Öğrencisiniz, Amerika’dan çıkıp gelmiş, bir proje yapmışsınız ve insanlık adına burada gördüklerinizi, duyduklarınızı, hissettiklerinizi insanlık adına aktarıp, bu terör belasını ve bu çatışmaları çıkaranlara ders olacak şekilde aktarmanız iyi olacaktır. Sizlere çok teşekkür ediyorum. “ dedi.

Yorum Yazın