Mescidi Aksaya  yapılan saldırılara tepki olarak  İHH’nın çağrısı üzerine İzmirli STK kuruluşları bir araya gelerek İsrail’i kınayan bir basın açıklaması yaptı .

İHH İzmir il teşkilat başkanı Mustafa Malit Çelik ve İSTOK dönem başkanı Ali Mamak’ın birlikte yaptıkları basın açılması için İzmir konak meydanında  bir araya gelerek İsrail’in saldırgan tutumunu kınadılar..

 

Bugün ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa, peygamberler şehri Kudüs ve bereketli Filistin toprakları işgal atındadır.   1945’de gerçekleşen Yalta Konferansı ve 1948’de Batının Filistinin’e asker çıkararak İsrail’i kurdurması, işgalcilerin kim olduğunun göstergesidir. İşgalciler bu topraklara nasıl geldilerse öyle de gideceklerdir.

7 Mayıs Cuma günü yatsı namazının ardından İsrail güvenlik güçleri Mescid-i Aksa içerisine girerek, namaz kılan Müslümanlara saldırılarda bulundu. Harem-i Şerif’te ibadet birçok müslüman  bu saldırılarda yaralandı. Yaralı sayısı şu an 200’ün üzerine çıkmış bulunmaktadır.

İsrail’in son günlerde yaptığı saldırılar ve hukuk tanımazlık, yalnızca Müslümanların ilk kıblesi, yeryüzündeki en kutsal mekânlarından biri olan Mescid-i Aksa ile sınırlı kalmayıp, evlerine zorla el koyma gibi pek çok olayda daha kendini göstermiştir. Uzun zamandır var olan bu hak ihlallerinin ve saldırıların, hiçbir kutsal tanımadan özellikle Ramazan ayında -Mescid-i Aksa merkezli olarak arttırılması Filistinliler ve Müslüman âlemi için bardağı taşıran son damla olmuştur.

Mescid-i Aksa, Müslümanların kırmızı çizgisidir. Efendimiz (sas), ‘Mescid-i Aksa’ya gidin ve içinde namaz kılın. Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamaz iseniz kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin’ buyurmuşlardır. Zeytinyağı bir semboldür. Bize düşen tarih boyunca vahyin, tebliğin ve mücahedenin merkezi olmuş bir beldeye sahip çıkmak, oranın bir İslam şehri olması için her türlü desteği o topraklara vermektir.

Kudüs coğrafyamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü Kudüs demek Mekke demektir, Medine demektir. Kudüs demek Şam, Bağdat, Kahire, Tahran, İstanbul demektir.  Kudüs’e sahip çıkmak, İstanbul’a, Bağdat’a, Şam’a, Tahran’a, Beyrut’a, Kahire’ye ve Mekke’ye sahip çıkmaktır.

Uluslararası hukuk, kamuoyu, sivil toplum örgütleri, insan hakları örgütleri, barış örgütleri, siyasal kurumlar; İsrail’in bu şımarık, işgalci ve kural tanımaz tavrına karşı bir an önce bir araya gelmeli ve elini taşın altına koymalıdır. Bu kurumlar İsrail’in tavrına karşı sessizliğini koruduğu müddetçe bu saldırılar devam edecek, Filistin’de barıştan ve uzlaşıdan söz etmek mümkün olmayacaktır. Geçmişin acılarını Müslümanlar üzerinden ödetmeye çalışan İsrail, Filistin toplumunun varlığını hiçe saymakta ve kurulduğu günden itibaren sistematik biçimde işgal ve soykırım suçları işlemektedir. Geçmişin acıları ile yüzleştirilmesi gereken Müslümanlar ve Filistin değil, Avrupa’nın bizzat kendisidir. Bugün din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin herkesin özgürce yaşadığı ve haklarını yeri getirebildiği bir Kudüs’ten bahsetmek istiyorsak, geçmişin tecrübeleri ve bugün yaşananları göz önünde bulundurmak tüm dünyanın görevidir.

Kim hangi kararı alırsa Kudüs sahipsiz değildir. Kudüs Filistin’in başkenti, Müslümanların mukaddes şehridir.

Kudüs için verilen mücadeleyi bu kentte yaşayan Müslümanların omuzlarına yükleyerek bir çözüme ulaşılamayacağı artık anlaşılmıştır. Bu nedenle sivil inisiyatiflerin ve hukukçuların başını çektiği küresel bir mücadele yürütülmelidir. BM, UNESCO, İİT nezdinde yürütülen süreçlere ilave olarak tüm insanlar ve uluslararası kurumlar birlikte hareket ederek Siyonistlerin oldu-bittilerini önleyecek girişimleri artırmalıdır.

 

İsrail’in hukuk ihlalleri, uluslararası yargının ve özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkisindeki suçlar kapsamına girmektedir. İsrail, hukuksuz işlemleri için uluslararası kamuoyu önünde yargılanmalıdır.

Hukuksuz işgal durdurulmalı, İsrail, BM komitelerinden ve üye olduğu tüm uluslararası kurum ve kuruluşlardan çıkartılmalıdır. Uluslararası adaleti ve hukuku uygulayacak mekanizmalar geliştirilmelidir. Adil barış ve istikrarı sağlamak için Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etmeleri ve bağımsız devletlerine kavuşmaları sağlanmalıdır.

Terör örgütü İsrail, ‘çok yakında nasıl bir inkılâba uğrayıp devrileceğini’ görecektir. Terör örgütü İsrail’in Kudüs’ten ve işgal ettiği topraklardan sökülüp atılacağı günler çok yakındır. Sadece güçten anlayan, insanlıktan nasibini almamış, her gün onlarca insanı gözünü kırpmadan öldüren ve yaralayan, gözü yaşlı Filistinli annelerin acılarına acı katan, genç çocukları öldürmekten çekinmeyen, bebek, kadın, yaşlı demeden kan döken terörist örgüt İsrail, hak etti tokadı Allah’ın izniyle bir araya gelmiş, birlik olmuş Müslümanlar tarafından yiyecektir.

“Hakikatin olmadığı yerde adaletten söz etmek mümkün olmaz” prensibince; İsrail’in kuruluşu, yayılmacılığı ve Filistin konusunda sergilediği siyasetin tamamıyla uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade ediyor, uluslararası güvenlik ve hukuk kurumlarını gereğini yapmaya davet ediyoruz. Bugün burada ve tüm Türkiye’de Kudüs dostları ile birlikte İsrail’in hukuksuz uygulamalarına karşı çıkıyoruz. Tüm Filistin ve Kudüs sevdalıları olarak bu davayı savunmaya devam edeceğiz. Tüm dünyadaki insanları, uluslararası mekanizmaları ve adaleti ve hukuku savunan herkesi harekete geçmeye ve İsrail’in attığı bu işgal adımlarını durdurmaya çağırıyoruz.

Bundan sonra söz bitmiştir artık. Bu zalimlere anladığı dilden konuşma vaktidir. TBMM toplanmalıdır. İslam İşbirliği teşkilatının toplanması sağlanmalıdır. Ordumuz teyakkuz haline geçmelidir. Allah için yola çıkanın yardımcısı Hazreti Allah’tır. Milyonlarca Kudüs Gönüllüsü olarak yola çıkmaya, Aksa için kanımızı akıtmaya ve canımızı vermeye hazırız.

Biz Sivil Toplum Kuruluşları olarak, İsrail’in politikalarını hiçbir zaman benimsemediğimizi ifade ediyoruz. Kudüs özgür oluncaya kadar mücadelemizi tüm gücümüzle sürdüreceğiz. Özgür bir Filistin ve Özgür bir Mescid-i Aksa için gerekirse canlarımızı ortaya koyacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

İSTOK-İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu-